Ramazan'da Duygu Yönetimi Önemli
Ramazan ayında değişen uyku ve beslenme düzeninin duygu durumunu da etkileyebileceğini belirten Özel Anadolu Hastanesi Psikoloğu Elif Bülbül, özellikle iftara yakın saatlerde tahammül eşiğinin düşebildiğini söyledi.
Ramazan ayında değişen uyku ve beslenme düzeninin duygu durumunu da etkileyebileceğini belirten Özel Anadolu Hastanesi Psikoloğu Elif Bülbül, özellikle iftara yakın saatlerde tahammül eşiğinin düşebildiğini söyledi.
Ramazan ayında yaşanan sinirlilik ve sabırsızlık hâlinin çoğu zaman değişen rutinlerden kaynaklandığını belirten, Özel Anadolu Hastanesi Psikoloğu Elif Bülbül; “Ramazan ayı pek çoğumuz için maneviyatın, içe dönüşün ve sabrın sembolü. Ancak aynı dönemde trafikte daha çabuk sinirlenen, iş yerinde daha tahammülsüz olan ya da ev içinde küçük meseleleri büyüten bir hâle de şahit oluyoruz. Öncelikle şunu söylemek gerekir: Ramazan ayında artan sinirlilik, çoğu zaman ‘kişilik zayıflığı’ değil, değişen rutinlerin duygu düzenleme üzerindeki etkisidir. Ramazan’da günlük ritmimiz değişir. Uyku saatleri kayar, enerji dengesi farklılaşır, gün içindeki alışkanlıklarımız dönüşür. Psikolojik açıdan bakıldığında, duygu düzenleme kapasitemiz büyük ölçüde zihinsel ve bedensel kaynaklarımıza bağlıdır. Baumeister ve arkadaşlarının özdenetim üzerine yaptığı çalışmalar, kişinin kendini kontrol etme kapasitesinin sınırsız olmadığını; gün içinde harcanan bir psikolojik enerjiye bağlı olduğunu göstermektedir. Gün ilerledikçe ve yorgunluk arttıkça dürtü kontrolü zayıflayabilir. Bu nedenle özellikle iftara yakın saatlerde. Tahammül eşiği düşer. Küçük uyaranlar daha büyük algılanır. Tepkiler daha hızlı ve daha keskin olabilir. Bu durum geçicidir; ancak fark edilmediğinde ilişkilerde kırılmalara yol açabilir. Ramazan’da en sık gördüğümüz tablo, “ani tepkiler.” Trafikte korna sesine aşırı tepki, iş yerinde basit bir soruya sert cevap, ev içinde eşler arasında büyüyen küçük tartışmalar… Burada iki psikolojik mekanizma devreye girer: 1. Duygusal regülasyon zayıflaması: Yorgunluk ve rutin değişikliği, prefrontal korteksin (dürtü kontrolü ve karar verme merkezi) etkinliğini azaltır. 2. Bilişsel yorumlama: Kişi nötr bir davranışı tehdit ya da saygısızlık olarak yorumlamaya daha yatkın hâle gelir. Yani aslında olay değil, o olayı yorumlama biçimimiz değişir. Oruç tutarken sinirlilik belirli ölçüde normaldir. Özellikle ilk günlerde adaptasyon süreci yaşanır. Ancak şu durumlarda dikkatli olunmalıdır. Öfke patlamaları sık ve kontrolsüzse. Fiziksel ya da duygusal zarar verme davranışları oluşuyorsa. İlişkiler belirgin şekilde zarar görüyorsa. Kişi sürekli suçluluk ve pişmanlık yaşıyorsa Bu durumda Ramazan bir tetikleyici olabilir ama sorun daha derin bir duygu düzenleme güçlüğüne işaret edebilir” dedi.
‘Bu Dönem Bir İçsel Gelişim Alanına Dönüşür’
Ramazan ayında aile içi iletişimin daha da önem kazandığını vurgulayan Psikolog Elif Bülbül; “Ramazan, aile içi etkileşimin arttığı bir dönemdir. Bu hem bağ güçlendirici hem de gerilim artırıcı olabilir. Özellikle eşler için: İftara yakın saatlerde hassas konular konuşulmamalı. Yorgunluk kişisel algılanmamalı. ‘Sen zaten hep böylesin’ gibi genelleyici ifadelerden kaçınılmalı. Ebeveynler için: Çocukların sabır kapasitesi yetişkinlerden daha düşüktür. Açlıkla birlikte duygu dalgalanması normaldir. Tepki vermeden önce fiziksel olarak birkaç saniye geri çekilmek işe yarar Unutulmamalıdır ki çocuklar söylenen sözden çok, görülen duygu düzenleme modelini öğrenir. Ramazan’da hedef hiç öfkelenmemek değil, öfkeyi yönetebilmektir. Pratik olarak: 10 Saniye Kuralı Tepki vermeden önce bilinçli bir duraksama yaratın. Bu küçük boşluk, dürtü ile davranış arasına bilinç yerleştirir. Nefes Düzenleme 4 saniye nefes alıp 6 saniye vermek, sinir sistemini sakinleştirir. 5 tur uygulamak yeterlidir. Ortamdan Kısa Süreli Uzaklaşma ‘Şu an konuşmak için uygun değilim, birazdan devam edelim’ demek, ilişkiyi koruyan olgun bir tutumdur. Ramazan sadece aç kalma pratiği değildir; dürtüleri gözlemleme pratiğidir. Kişi öfkesini bastırmak yerine fark ederse, ‘Şu an yorgunum ve bu yüzden daha hassasım’ diyebilirse, bu dönem bir içsel gelişim alanına dönüşür. Mindfulness temelli çalışmalar, kişinin duygu farkındalığı arttıkça tepki verme ihtiyacının azaldığını göstermektedir. Ramazan, bu farkındalığı geliştirmek için güçlü bir zemindir. Eğer öfke: Sürekli tekrar ediyor . İlişkileri ciddi biçimde zedeliyor. Kişi kendini kontrol edemediğini hissediyorsa. Depresyon ya da yoğun kaygı eşlik ediyorsa. Bu durumda bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak önemlidir. Ramazan geçer; ancak çözülmeyen duygu düzenleme sorunları kalıcı olabilir. Ramazan’da Psikolojik Denge İçin 3 Temel Tavsiye, Beklentiyi azaltın. Kendinizden ve çevrenizden mükemmel performans beklemeyin. Tepkiyi erteleyin. Her duygu anlıktır; verdiğiniz tepki ise kalıcı olabilir. Maneviyatı yarışa değil, yumuşamaya dönüştürün. Ramazan kendini zorlamak değil, kendini tanımaktır” şeklinde konuştu.