Misafir

Pabucu Dama Atılmayan Değerler

Misafir

Muhakkak ki “pabucu dama atılmak” deyimini duymuş ve kullanmışsınızdır. Genelde 'bir işte kendinden daha üstün, daha iyi biri çıkınca gözden düşmek' yahut 'daha iyisi çıkınca eski değerini kaybetmek' anlamında kullanılan bu deyimi pek sık kullansak da, nasıl ortaya çıktığı muhtemelen pek çok kişi tarafından bilinmiyordur. Eğer siz de bilmeyen bu kesimin içindeyseniz, gelin hep beraber tarihin tozlu sayfalarına kısa bir yolculuk yapalım. 

Gelelim Osmanlı zamanına... 

Osmanlı Devleti’nde esnaf olmak yalnızca para kazanmak anlamına gelmezdi. Bir dükkân açmak, aynı zamanda bir ahlak anlayışını temsil etmek demekti. Çünkü o dönemlerde toplum düzeninin önemli yapı taşlarından biri Ahilik Teşkilatıydı. Temelleri, 13. yüzyılda büyük Türk düşünürü ve esnaf önderi olan Ahi Evran tarafından atılan Ahilik sistemi; dürüstlüğü, yardımlaşmayı, kardeşliği ve emeğe saygıyı esas alan çok önemli bir teşkilattı.

Ahi Evran yalnızca bir esnaf lideri değil, aynı zamanda erdemli insan yetiştirmeyi amaçlayan büyük bir düşünürdü. Ona göre bir insanın meslek sahibi olması tek başına yeterli değildi. İnsan yaptığı işte dürüst olmalı, kul hakkına girmemeli, harama el uzatmamalı ve topluma faydalı biri hâline gelmeliydi. Bu sebeple Ahilik sadece ticareti düzenleyen bir sistem değil, aynı zamanda insanın karakterini şekillendiren bir eğitim anlayışıydı. Çıraklar yalnızca ayakkabı dikmeyi, demir işlemeyi ya da kumaş dokumayı öğrenmezdi. Aynı zamanda edepli konuşmayı, büyüklere saygıyı, küçüklere sevgiyi, paylaşmayı, yardımlaşmayı ve merhameti de öğrenirdi.

Ahilik teşkilatında her mesleğin belli başlı kuralları vardı. Örneğin bir esnaf eksik mal veremez, kalitesiz ürün satamaz, müşterisini kandıramazdı. Eğer biri bu kuralları çiğnerse çeşitli cezalar uygulanırdı. İşte bahsettiğimiz “pabucu dama atılmak” deyimi de tam o zamanlarda ortaya çıkmıştır. Rivayete göre bir kunduracı, yaptığı ayakkabılarda kalitesiz malzeme kullandığından ötürü sattığı ürün kusurlu çıkmıştır. Ayakkabıyı satın alan müşterinin bu durumu Ahilik Teşkilatı’na bildirmesi üzerine o ustanın yaptığı ayakkabı alınarak dükkânının damına atılmıştır. Böylece hem esnaf cezalandırılmış hem de halka “Bu kişiye güvenmeyin.” mesajı verilmiştir. Zamanla bu olay halk arasında yayılmış ve değerini kaybeden kişiler için “Onun pabucu dama atıldı.” denmeye başlanmıştır.

Aslında bu deyimin ardında çok önemli bir toplumsal mesaj vardır. Günümüzde çoğu zaman başarıyı yalnızca para kazanmakla ölçüyoruz. Ancak Ahilik anlayışında önemli olan, insanın kazancından önce vicdanıdır. Alın teriyle kazanılan helal lokmanın değeri, her şeyin üstündedir.

Bugün etrafımıza baktığımızda Ahilik anlayışına ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu daha iyi görebiliriz. Teknolojinin geliştiği, alışverişin büyük ölçüde internet ortamına taşındığı bir çağda yaşıyoruz. Eksik veya sahte ürün gönderenler, insanları dolandıranlar, yalnızca daha fazla para kazanmak için kaliteyi düşürenler olabiliyor. İşte tam da bu noktada Ahiliğin temelinde yer alan dürüstlük, güven ve vicdan gibi değerlerin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü çağlar değişse de insanların güvenilir ve ahlaklı kişilere duyduğu ihtiyaç hiçbir zaman değişmiyor.

Mesela günümüzde bir işletmenin güven kazanabilmesi için yalnızca güzel reklamlara sahip olması yetmez. İnsanlar artık samimiyet, güven ve kalite arıyor. Bir esnaf müşterisine saygılı davrandığında, hakkıyla çalıştığında ve insanları kandırmadığında yıllar geçse bile değerini koruyabiliyor. Fakat yalnızca kısa sürede kazanç elde etmeyi düşünenler, bir süre sonra toplumun gözünde itibar kaybediyor. Bugün kimsenin ayakkabısı dama atılmıyor olsa da, yine insanlar kendi kafalarında esnafı güvenilirliğine göre “iyi” veya “kötü” olarak etiketlendiriyor. Yani aslında “pabucu dama atılmak” deyimi biçim değiştirse de hâlâ yaşamaya devam ediyor.

Ahiliği yalnızca ticarette değil, insan ilişkilerinde de örnek alınması gereken bir sistem olarak görmeliyiz. Çünkü bu anlayışta yardımlaşma ve dayanışma çok önemliydi. Güçlü olan zayıfı ezmez, aksine ona destek olurdu. Bir esnaf o gün para kazanabildiyse gelen müşteriye komşu dükkânı önerir, “Ben siftahımı yaptım ama o yapamadı, sen ona git.” Diyerek onun da yolunu açardı. Bugün düşündüğümüzde bu davranış bize oldukça şaşırtıcı gelebilir. Zira modern dünyadaki o tehlikeli rekabet, çoğu zaman insanların birbirini bir rakip değil de düşman olarak görmesine neden oluyor. Oysa Ahilik kültüründe rekabetin bile bir ahlakı vardı. İnsanlar birbirinin başarısını kıskanmak yerine birlikte büyümeyi hedeflerdi.

Bence Ahiliğin en güzel yönlerinden biri de insanı sadece “müşteri” ya da “satıcı” olarak görmemesidir. İnsan, her şeyden önce insandır. Saygıyı hak eder, dürüstlüğü, doğruluğu hak eder. Bu yüzden Ahilik anlayışı yalnızca geçmişte kalmış eski bir gelenek olarak görülmemelidir. Tam aksine, günümüz toplumunun ihtiyaç duyduğu değerlerden biridir. Çünkü güvenin azaldığı, insanların birbirine şüpheyle baktığı bir dünyada dürüstlük ve vicdan her zamankinden daha kıymetlidir. 

Kısacası “pabucu dama atılmak” deyimi basit bir sözden ibaret değildir. Bu deyim, Ahilik kültürünün ve Osmanlı toplumundaki adalet anlayışının günümüze ulaşmış bir yansımasıdır. İçinde dürüstlüğün, emeğin ve ahlakın önemi saklıdır. Belki aradan yüzlerce yıl geçti, dükkânlar değişti, şehirler büyüdü, teknoloji gelişti. Fakat insanın güven arayışı hiç değişmedi. İşte bu yüzden Ahilikten öğrenilecek çok şey vardır. Çünkü toplumları ayakta tutan yalnızca büyük şirketler ya da güçlü ekonomiler değil; dürüst, vicdanlı ve erdem sahibi insanlardır. Ve yine işte bu yüzden bazı değerlerin pabucu hiçbir zaman dama atılmaz…

Pabucu Dama Atılmayan Değerler

Göl Anadolu Lisesi 12’nci Sınıf Öğrencisi 

Bilge Nur Bakırcıoğlu
 

Yazarın Diğer Yazıları