Akrebi Unutan Yelkovan
Misafir
Zaman ne kadar kısa değil mi? İki hece, beş harf bir çırpıda çıkıveriyor ağızdan. Hoş sadece ağızdan bir çırpıda gitmiyor ömürden de gidiveriyor ya. Saate bakarız akrep biri gösteriyor ama yelkovan yok biri bir şey geçmiyor ya da bire bir şey yok saat sadece bir. Her şey net ve sert. Tıpkı hayatın sana verdiği seçim hakkı gibi ya birsin ya da koca bir hiç. Hayatın yelkovanı yoktur. Hayat belirsizlikleri sayamayacak kadar net ve kısa bir zaman zarfıdır. Ama bilinmez ki bu kadar çabuk kayıp gideceği elden. Hayat bazen içinde olamayacağın yarınları düşünecek kadar sürmüyor, hayat olduğun anı hatırlamak için sürüyor bazen. Ne acı değil mi? Telaşı yarın içindi, bugün öldü. İnsan hep bir yarın bekler, yarınlarını da görmeden birbirine ekler. Bilmez ki, düşünmez ki kaderine ayrılan süre kelebeğin ömrü kadar çabuk akıp geçiyor. Yarın maviyi göreyim diye bugün görmez ki beyazı siyahı... Yaşamayı bilmez insanoğlu; yaşamak için yaşamayı bilir. Sahi yaşamak nedir ki? Nasıl yaşanır kelebeğin ömrü kadar olan bu hayat. Sadece var olmak mıdır yaşamak? Akrebin durması ya da ağır ağır ilerlemesi midir? Yoksa yelkovanın saliselerden, saniyelerden, dakikalardan kaçması mıdır yaşamak? Bir an dönüp baktığında duvara akrebin hançer olup saplanması mıdır sayılara? Ne içindir yaşamak? Ne uğrunadır bu ömür? Bilmiyoruz... Sonu yakın bu dünyayı bazen sonsuzumuzu unutup yaşıyoruz. Aslımız, neslimiz nerededir ki biz nerede olacağız? Uğruna yaşanacak sonsuzumuzu heveslerimizin kurbanı ediyoruz bazen. Yaşamak uğruna yaşamayı heba ediyoruz. Kirli ellerimizle dokunuyoruz bembeyaz sayfalarımıza. İnsan bu hayatta inandığı şeyler uğruna çok şeyden vazgeçebiliyor ya bazen işte o noktada vazgeçtiklerimiz kaybettiklerimize değer mi yoksa bu uğurda başımızı önümüze eğer mi bilmiyoruz. Kaba bir tabirle biz insanlar hiçbir şey bilmiyoruz. "Sanıyoruz" sadece bildiğimizi sanıyoruz. Sanmak insanı ziyan eder. Biz bilenlerden öğrenenlerden olamıyoruz. Biz yelkovana uyup akrebi unutuyoruz. Hiçbirimiz görmüyoruz akrebin yelkovanın peşinden koşmadığını. Belki de akrep biliyor ya her şey bir son uğruna yapılan başlangıçlar olduğunu. Yani aslı şudur bu satırların biz insanlar akrebini unutan birer yelkovanız. Her birimiz kaçar dururuz saniyelerden, dakikalardan. Sonunda akrebin hançerine saplanacağımızı düşünmeden. Her şeyin olacağına vardığı bu dünyada bazen durmadan koşan yelkovan değil soluklanarak sayıları tırmanan birer akrep olmalı insan. Hoş demezler mi zaten kaderde olana koşmasan da yetişirsin. Yazıldıysa şayet sana okuma bilmesen de öğrenirsin…
Merve Kocaosmanoğlu