Mervenur Gökmen

Meyvelerdeki Doğal Şeker Sağlığımızı Nasıl Etkiler?

Mervenur Gökmen

Şeker tüketiminin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelirken, meyveler de zaman zaman bu tartışmaların odağında yer alıyor. Özellikle düşük karbonhidratlı beslenme yaklaşımlarının yaygınlaşmasıyla birlikte birçok kişi, meyvelerde bulunan doğal şekerin de ilave şeker kadar zararlı olup olmadığını sorguluyor.

Meyveler doğal olarak fruktoz, glukoz ve sakkaroz içerir. Ancak bir besini yalnızca içerdiği şeker miktarı üzerinden değerlendirmek bilimsel açıdan doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü meyveler; vitaminler, mineraller, diyet lifi ve antioksidan bileşikler açısından zengin, besin değeri yüksek gıdalardır.

Meyveleri ilave şeker içeren yiyecek ve içeceklerden ayıran en önemli özelliklerden biri, yüksek lif içerikleridir. Lif; mide boşalmasını yavaşlatır, tokluk hissini uzatır ve kan şekerinin daha dengeli yükselmesine katkı sağlar. Bu nedenle bir porsiyon meyve tüketmek ile aynı miktarda şekeri gazlı veya şekerli bir içecekten almak metabolizma üzerinde aynı etkiyi oluşturmaz.

Örneğin bir portakal tüketildiğinde yalnızca doğal şeker alınmaz; aynı zamanda C vitamini, potasyum, folat ve diyet lifi de vücuda kazandırılır. Buna karşılık benzer miktarda şeker içeren bir meşrubat enerji sağlasa da vitamin, mineral ve lif açısından neredeyse hiçbir katkı sunmaz. Bu nedenle beslenme biliminde meyvelerde bulunan doğal şeker ile besinlere sonradan eklenen ilave şeker aynı şekilde değerlendirilmez.

Bilimsel çalışmalar, düzenli meyve tüketiminin kalp ve damar hastalıkları, hipertansiyon, inme ve bazı kronik hastalıkların görülme riskinin azalmasıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca yeterli meyve tüketimi; sağlıklı vücut ağırlığının korunmasına ve bağırsak sağlığının desteklenmesine de katkı sağlar. Bu nedenle her gün yeterli miktarda meyve tüketilmelidir.

Elbette her besinde olduğu gibi meyve tüketiminde de denge ve porsiyon kontrolü önemlidir. Diyabet, insülin direnci veya farklı metabolik hastalıkları bulunan bireylerde günlük meyve miktarı; yaş, fiziksel aktivite düzeyi, kullanılan ilaçlar ve genel beslenme planı doğrultusunda kişiye özel olarak belirlenmelidir. 

Sıklıkla gözden kaçan bir diğer konu ise meyve ile meyve suyunun aynı besin olmadığıdır. Meyve suyu hazırlanırken lifin önemli bir kısmı kaybolur ve kısa sürede daha fazla miktarda meyve şekeri tüketilebilir. Bu da kan şekerinin daha hızlı yükselmesine ve tokluk hissinin daha kısa sürmesine neden olabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca meyvenin kendisinin tüketilmesi, meyve suyuna göre çok daha sağlıklı bir tercihtir.

Sonuç olarak meyveleri yalnızca içerdiği doğal şeker üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Meyveler; lif, vitamin, mineral ve güçlü antioksidan bileşenleri sayesinde sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Asıl dikkat edilmesi gereken, meyvelerden kaçınmak değil; porsiyon kontrolünü gözeterek mevsimine uygun, çeşitli ve dengeli bir şekilde tüketmektir. Unutulmamalıdır ki sağlığı belirleyen tek bir besin değil, genel beslenme düzenidir.    
 

Yazarın Diğer Yazıları