Şeytan, Kötülük İnsan, Kötü… İnsanŞeytan
Halime Özdemir
İnsan, bildiğine-bilmediğine, duyduğuna-duymadığına, gördüğüne-görmediğine, kendisine veya bir başkasına kısacası pek çok şeye inanıp ona uymaya ve onunla adım atmaya meyilli olan bir varlıktır. Hal böyle olunca insan her an her saniye değişim ve dönüşüm yaşamakta ve bu durumda insanın bizatihi kendisi kendisine iyi veya kötü sıfatını layık görmektedir. İnsanın sürekli değişip dönüşmesi, bulunduğu kabın (ortamın) şeklini almasıyla alakalıdır. Çünkü insan, etkilenen bir varlıktır. Bu etkilenmenin olumlu şekilde deveran edebilmesi için hem bulunduğu kabın içerisinin hem de dışarısının sürekli dezenfekte edilmesi zaruri hatta zorunludur.
İnsan, dünyaya gözlerini açtığı andan başlayarak anne-babasına tâbi olmasıyla başlayan süreçte arkadaşlar, tanıdıklar, film artistleri, sosyal medya ortamları vs. vs. vs. derken pek çok kişiye tâbi olarak hayatını sürdürmektedir. Ve bu durumlarda bazen gerçekten kendisi olmayan şeylerin faili olabiliyor. Ve maalesef bu tâbi olma durumları yeryüzüne gelmeden başlamıştır. Şeytan, insanla ilk defa iletişime geçtikten sonra kıyamete kadar da geçmesi için kendisine müsaade verilmiş ve bu süreç hala devam etmektedir. Belki dünyada en çok çalışan varlık, şeytandır. Açıkçası 7 gün, 24 saat ve bir ömür tam mesai ilkesi üzerinden yaşanılan bir durum var ve onun tek amacı, insan denilen varlığın kendisine uymasını sağlamaktır. Ve maalesef her zaman işini en iyi yapanların başında geldiği için insan onun yoldaşı olmaya can atarak hayatına devam etmekte ve şeytan da sanırım her yıl bundan dolayı kendisine takdir belgesi sunmaktadır.
İnsanın şeytanla olan iletişim(sizlik)inin sonucunda insana iki yol veriliyor. Bu yolları takip ettiğinde insanın yolunun sonu, ya rengârenk çiçeklerle dolu bir bahçeye ya da dikenlerle, taşlarla dolu bir çukura çıkmaktadır. Ve işin garip tarafı, şeytana tâbi olduğu halde kendisine verilecek olan önceden bildirilmiş olmasına rağmen maalesef ki sonunun hüsran olacağı aşikâr iken yine de ona tâbi olmak için can atan da yine insanın bizzat kendisinden başkası değildir.
Asıl can alıcı soru da şu olmalı: İnsan şeytana nasıl tâbi olur? Şeytan insana ne yaptırır? Şu ayeti görmezden gelmek var mı hayatta? “Ey İman Edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytana ayak uydurursa bilsin ki, o edepsizliği ve kötülüğü emreder. Allah’ın lütfu ve rahmeti sizinle olmasaydı içinizden hiçbir kimse günahtan asla arınamazdı, fakat Allah dilediğini arındırır, Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir.” (Nûr 24/21) Ah edep!!! Ah kötülük!!! Niye bu kadar hep zirvedesiniz sebebi belli oldu.
Edepsizlik ve kötülük olan her iş ve yerde şeytan ve parmağı vardır. Mümin, feraset sahibi olduğuna göre edepsizlik veya kötülüğü akledecek bilgi ve donanıma sahip olmak zorundadır. İşte zaman zaman bunu düşünmeden yaşadığı için şeytana uyduğunu dahi fark edemeyen yine insanın bizatihi kendisidir. Öncelikle her mümin şeytanın ilgi alanlarını bilmek zorundadır. Ve şeytan nasıl ve ne şekilde yanımıza gelir? Şundan eminiz ki şeytan, iyi ve güzel, hoş ve zarif, helal olan şeylerin olduğu yerde yoktur. Bu sebeple böyle şeyleri yapmaya devam edersek şeytandan uzak durmuş ve bu takdirde şeytanı da kendimize yaklaştırmamış oluruz. Aksine durumlar ve mekânlarda ise şeytan başrollerde... İnsan ise onunla aynı karede olmayı tercih ediyorsa o da yedek rollerde şeytana partnerlik yapıyor vaziyettedir.
“Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz nimetlerden yiyin. Şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara 2/168) Mesela şu ayette de yine insanın şeytana nasıl tâbi olacağı konusu dikkate değerdir. Helal ve temiz olmayan her şeyde ve yerde şeytan mekânın sahibi. Ve bir insan, düşmanının ardından gitmesi ona zarar vereceğini bildiği halde nasıl ki o ortama gidip kendisine ziyan ederse insan şeytanla olan iletişiminde de yine kendisine zarar verecektir. Hem de bile bile... Helal nedir? İzin verilen, ruhsatlı, yasaklı olmayan şeylerdir. Yaşadığımız dünyada yasaklı olmayan her şeyi yapabilecekken yasaklı olduğu bildirildiği halde yapılanlar ise haramdır. O zaman haram olan şeyler şeytanın ortamlarıdır ve onlara tâbi olanlar da o ortamın adamlarıdır.
Biliyor musunuz bu devrin hastalığı olan bir durum var: Gösteriş... Bu hal, bazen iyilik yapmada da karşımıza çıkabiliyor. “Allah’a ve ahiret gününe inanmadıkları halde mallarını insanlara gösteriş için harcayanları da Allah sevmez. Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa, o ne fenâ bir arkadaştır!” (Nisâ 4/38) Arkadaşımız kim? Yaptığımız bütün gösterişlerde şeytanla omuz omuza, kol kola gittiğimizin farkına varacak potansiyele ne zaman sahip olacağız? Daha çok layklanmak (beğenilmek) uğruna kendimize ne kadar kötü bir arkadaş seçiyoruz farkında mıyız?
Allah’ı ne kadar hatırda tutuyoruz veya tutuyor muyuz? Allah hayatınızda yer işgal ediyor mu? Yaptığınız veya yapacağınız, söylediğiniz veya söylemediğiniz her şeyde Allah hâkim konumda mı? Eğer Allah’ı unutarak ve yine şeytanın yapmadığı işi yani namazı yani secde etmeyi bırakırsak şeytana uymuş oluyoruz. Namaz ibadetini kapsamlı düşünmek her müminin görevi. Çünkü namaz, bir ibadet olmaktan öte insan ile şeytan ayrımının en zirve noktasıdır. Çünkü şeytanın lanetlenmesinin ilk adımı secde etmekten kedisini uzak tutmasından başka ne idi ki? İşte secde etmeye yanaşmayan başlar da şeytana uyarak bir anlamda huzur-u ilâhiden kovulmaya mahkûmdurlar.
Biliyor musunuz? Her şeyden şikâyetçi olan bir insan türü var. Kendisine bahşedilenleri görmeyen ve şükür-teşekkür nedir bilmeyen bir karakter sahibi iseniz de şeytanın arkadaşı olmuşsunuz demektir. Gören gözler ve işiten kulakların var olmadığı ortamlarda şikâyetler yükselir. Çünkü şeytan bize şükretmemeyi öğretir. İnsanın sağından-solundan, önünden-ardından ona vesvese verip de şükreden olmaktan uzaklaştıran da yine şeytandır. (A’râf 7/17) Kısa bir tanımla ifade edecek olursak her şeye bir bahanesi olanlar, şeytanla omuz omuza halay çekmekteler. Hatta belki de sen ey insan halay başına geçtin de farkında değilsin. Kim bilir?
Bu arada bilin ki gücünüz kadar şeytana tâbi olursunuz ve iyi veya kötülüğünüz de gücünüz ölçüsündedir. Fakat 100 gramlık gücü olan da 1 gramlık gücü olan da aynı kötülüğü yapmış olur. Kötülükler arasında fark yoktur. Sonuçta her ikisi de şeytana tâbi olmuştur. Şeytan insana kötülüğü emrede insan da kendisine kötü sıfatını layık görür. Bu takdirde şeytan ile insan eşit hale gelir. Vesselam…