Kadriye Doğan

Hayatın Her Sayfasında Bir Zehir Var, Ancak…

Kadriye Doğan

Bir gün eski bir kitap bulunmuş. Kitapta büyük bir hazinenin yeri yazıyormuş. Ancak kitabın sayfalarının köşelerine zehir sürülmüş. İnsanlar sayfaları çevirirken parmaklarını dilleriyle ıslatıyor, böylece farkında olmadan zehri alıp hayatlarını kaybediyorlarmış.

Kitabı bulan kişi, sayfaların köşelerindeki zehri fark etmiş. Hazineye ulaşmak için acele etmek yerine sayfaları dikkatle çevirmiş ve sonuna kadar okumuş. Son sayfada zehrin panzehirinin yazılı olduğunu görmüş. Böylece hem hazinenin yerini öğrenmiş hem de zehirden kurtulmanın yolunu bulmuş.

Hayat da böyledir. Hayatın her sayfasında bir zehir vardır. İnsan bazen karşılaştığı ilk zorlukta yolun sonuna geldiğini düşünür. Oysa henüz son sayfayı okumamıştır. Asıl mesele, zorluklarla karşılaşmamak değil, onların içinden geçerken yolumuzu kaybetmemektir.

Mümin için bu yolun rehberi iman, sabır ve tevekküldür. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Şüphesiz senin sonun, evvelinden hayırlıdır.” (Duhâ, 93/4)

Bu ayet, hayatı yalnızca bugünün şartlarıyla değerlendirmemeyi öğretir. Bazen gerçekleşmeyen bir isteğin bizi başka bir yola yönelttiğini, yaşadığımız bir imtihanın ise sabrımızı ve olgunluğumuzu artırdığını zamanla anlarız. Her olayın hikmetini hemen kavrayamasak da Rabbimizin bilgisi bizim bilgimizden kuşatıcıdır.

Firavun’un zulmünden kaçan İsrailoğulları ve Hz Musa denizin önüne geldiklerinde, arkalarından Firavun’un ordusunun yaklaştığını gördüler. Önlerinde deniz, arkalarında düşman vardı. İnsanların gözünde çıkış yolu kalmamıştı.

Tam o anda Hz. Musa şöyle dedi:

“Hayır! Rabbim benimle beraberdir. Bana mutlaka bir çıkış yolu gösterecektir.” (Şuarâ, 26/62)

Allah’ın yardımıyla deniz yarıldı ve İsrailoğulları kurtuluşa ulaştı. Bu kıssa, insanın kendi imkânlarıyla çözüm göremediği anlarda bile Allah’a güvenmesini ve üzerine düşeni yapmaktan vazgeçmemesini hatırlatır.

Rabbimiz bir başka ayette şöyle buyurur:

“Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 94/5-6)

Bu müjde, sıkıntıların hayatın tamamını belirlemediğini gösterir. Elbette sabır, acı çekmiyormuş gibi davranmak değildir. Üzülmek, ağlamak ve yorulmak insan olmanın bir parçasıdır. Sabır; bütün bunlara rağmen doğru olanı yapmaya devam etmek, zorlukların bizi iyilikten uzaklaştırmasına izin vermemektir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) müminin bu hâlini şöyle anlatır:

“Müminin işi hayret vericidir. Her hâli kendisi için hayırlıdır. Bu durum yalnız mümine mahsustur. Kendisine bir iyilik geldiğinde şükreder, bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd, 64)

Tevekkül ise hiçbir şey yapmadan beklemek değildir. İnsan tedbirini alır, çözüm arar ve elinden geleni yapar; sonucu Allah’a bırakır. Nitekim Rabbimiz şöyle buyurur:

“Kim Allah’a tevekkül ederse O, ona yeter.” (Talâk, 65/3)

Öyleyse karşılaştığımız her sıkıntıyı bir son olarak görmeyelim. Bazen anlam veremediğimiz olaylar, zamanla bize yeni bir bakış açısı kazandırır. Bize düşen, şartlar ne olursa olsun inancımızı korumak, doğru olanı yapmak ve Allah’ın rahmetine sığınmaktır.

Hayatın her sayfasında bir zehir var; ancak panzehiri de var. Müminin panzehiri iman, sabır ve tevekküldür. Çünkü hayat kitabının son sayfasını henüz okumadık.

Yazarın Diğer Yazıları