Henüz Fırsat Var
Kadriye Doğan
Bir cenazede kilometrelerce yol aşan insanlar, neden o insan hayattayken birkaç dakikalık ziyareti çok görür? Ardından gözyaşları dökülen, güzel sözler söylenen, hatıraları anlatılan insanlara, acaba bu sevgiyi yaşarken neden yeterince gösteremiyoruz?
Hayatın telaşı içinde aramayı erteliyor, ziyaretleri sonraya bırakıyor, sevgimizi dile getirmekten çekiniyoruz. Oysa insan, sevildiğini yalnızca bilmek değil, hissetmek de ister. Bazen içten bir söz, samimi bir ziyaret veya birlikte içilen bir fincan çay, gönülde unutulmaz bir iz bırakır.
İslam, insan ilişkilerini merhamet, muhabbet ve kardeşlik üzerine kurar. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya ve elinizin altındakilere iyilik edin.” (Nisâ, 4/36)
Bu ayet, iyiliğin ailemizden akrabalarımıza, komşularımızdan dostlarımıza kadar uzanan bir sorumluluk olduğunu hatırlatır. Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.S.), “Kim rızkının genişletilmesini ve ecelinin geciktirilmesini arzu ederse sıla-i rahim yapsın.” buyurmuştur. (Buhârî, Edeb, 12; Müslim, Birr, 20)
Sıla-i rahim, yalnızca bayramlarda hatırlamak değil; akrabalarla bağı canlı tutmak, hâl hatır sormak ve gönül ilişkilerini sürdürmektir. Sevdiklerimize zaman ayırmak, dinimizin teşvik ettiği güzel davranışlardandır.
Sevgi, kalpte taşınmakla yetinmemeli; sözle ve davranışla da ifade edilmelidir. Peygamber Efendimiz (S.A.S.), bir kimse kardeşini seviyorsa ona sevdiğini söylemesini tavsiye etmiştir. (Ebû Dâvûd, Edeb, 122; Tirmizî, Zühd, 54)
Bazen “Seni seviyorum”, “İyi ki varsın” veya “Seninle görüşmek bana iyi geldi” demek için bile geç kalırız. Oysa güzel sözlerimizi söylemek, ziyaretlerimizi gerçekleştirmek ve muhabbetimizi paylaşmak için büyük fırsatlar beklememize gerek yoktur. Çünkü söylenmeyen bir söz, ertelenen bir ziyaret ve ihmal edilen bir gönül bağı, zamanla aramıza mesafeler koyabilir. Sevdiğimiz kişilerle olan gönül yolumuza dikenlerin basmasına taşların yolu tıkamasına izin vermeyelim.
Peygamber Efendimiz (S.A.S.), Allah için birbirini seven iki kişinin, kıyamet gününde Allah’ın arşının gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf arasında bulunduğunu haber vermiştir. (Buhârî, Ezân, 36; Müslim, Zekât, 91)
Bu müjde, menfaatten uzak, Allah rızasını esas alan sevginin kıymetini gösterir. Böyle bir sevgi, yalnızca güzel sözlerden ibaret değildir; samimiyetle, fedakârlıkla ve birbirinin hayatında yer edinmekle anlam kazanır.
Elbette cenazeye katılmak, vefat eden için dua etmek ve geride kalanlara destek olmak son derece kıymetlidir. Ancak bu ilgiyi yalnızca ölüm sonrasına bırakmamak gerekir. Bir gün ardından güzel sözler söyleyeceğimiz insanlara, o sözleri bugün de söyleyelim. Bir gün özleyeceğimiz insanlarla bugün görüşelim; birlikte yeni hatıralar biriktirelim.
Gelin, sevdiklerimizi kaybettikten sonra hatırlamakla yetinmeyelim; hayattayken arayalım, ziyaret edelim ve sevgimizi dile getirelim.
Çünkü en güzel söz, muhatabının duyabildiği; en güzel ziyaret, yüzlerin gülebildiği; en güzel sevgi ise insanın yaşarken hissedebildiği sevgidir.