Kadriye Doğan

Peygamberimizden Miras Kalan Aile Ahlakı

Kadriye Doğan

İnsan, hayata gözlerini açtığı ilk andan itibaren bir aile ortamının sıcaklığına ihtiyaç duyar. Aile; sevginin öğrenildiği, merhametin yaşandığı, paylaşmanın ve dayanışmanın tecrübe edildiği ilk mekteptir. İnsanın gönül dünyasında derin izler bırakan nice güzel hatıra, aile ocağında şekillenir.

Yüce Rabbimiz, eşler arasındaki ilişkiyi anlatırken şöyle buyurur:

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun ayetlerindendir.” (Rûm, 30/21)

Bu ayet, aile hayatının yalnızca bir birliktelikten ibaret olmadığını; meveddet ve rahmet, yani sevgi ve merhamet üzerine kurulması gerektiğini ortaya koymaktadır.

İşte Mevlid-i Nebi Haftası, bizlere Peygamber Efendimiz’in (S.A.S.) dünyaya teşrifini hatırlatırken aynı zamanda onun örnek hayatını yeniden okumak ve hayatımıza taşımak için güzel bir fırsat sunmaktadır.

Zira Allah Resûlü (S.A.S.), güzel ahlakı en güzel şekilde yaşayan ve bunu aile hayatında da gösteren bir peygamberdir.

Sevgi, söylenen ve yaşatılan bir değerdir

Hz. Peygamber’in (S.A.S.) aile hayatına baktığımızda sevginin yalnızca gönülde taşınan bir duygu olmadığını görürüz. O, sevgisini sözleri ve davranışlarıyla ifade etmiştir.

Hz. Âişe (R.A.), Allah Resûlü’nün ailesine karşı son derece ilgili ve yardımsever olduğunu anlatır. Hz. Peygamber (S.A.S.) evinde ailesinin işleriyle meşgul olur, ailesine yardımcı olurdu. Namaz vakti geldiğinde ise namaz için çıkardı.

Bir başka hadisinde şöyle buyurmuştur: “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmizî, Menâkıb, 63)
Ne kadar anlamlı bir ölçü…

İnsanın hayırlı oluşunu sadece dış dünyadaki davranışlarıyla değil, evinin içindeki ahlakıyla da değerlendiren bir ölçü.

Bir kimsenin insanlara karşı güler yüzlü olması elbette güzeldir. Fakat asıl güzel ahlak, en yakınlarımızın yanında da korunabilen ahlaktır.

Dinlemek de bir gönül alma biçimidir

Aile içinde iletişimin en güzel yollarından biri de dinlemektir.

Hz. Peygamber (S.A.S.), kendisiyle konuşan kişiye bütün dikkatiyle yönelir, muhatabının sözünü tamamlamasına fırsat verir, onun söylediklerine değer verirdi. Sahâbîlerin anlattıklarını sabırla dinler, onların sohbetlerine tebessüm ederek iştirak ederdi.

Bugün bu nebevî nezaketi kendi aile hayatımızda da yaşatabiliriz.

Eşimizin sözünü tamamlamasını beklemek, çocuğumuzun anlattığı küçük bir hadiseyi önemsemek, yaşlılarımızın aynı hatırayı tekrar tekrar anlatmasına sabırla kulak vermek…

Bunların her biri aslında “Sen benim için değerlisin.” demenin başka bir yoludur.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı bir çözüm değil, sadece dinlenildiğini bilmektir.

Ailede istişare: Ben değil, biz

Aile hayatında huzuru besleyen değerlerden biri de istişaredir.

Kur’an-ı Kerim müminlerin özelliklerini sayarken:

“Onların işleri, aralarında danışma iledir.” buyurur. (Şûrâ, 42/38)

Hz. Peygamber (S.A.S.) de aile hayatında istişareyi önemsemiş, eşlerinin görüşlerine değer vermiştir. Hudeybiye Antlaşması sonrasında Hz. Ümmü Seleme’nin tavsiyesini dikkate alması bunun güzel örneklerinden biridir.

Burada bize düşen önemli bir ders vardır: Bir ailede herkesin sözü aynı ağırlıkta olmayabilir; fakat herkesin gönlü kıymetlidir.

Eşlerin birbirlerine “Sen bu konuda ne düşünüyorsun?” diyebilmesi, çocukların yaşlarına uygun meselelerde fikirlerinin alınması, aile fertlerinin kendilerini ailenin bir parçası olarak hissetmelerine vesile olur.

Peygamberimizin çocuklarla iletişiminde merhamet

Allah Resûlü’nün (S.A.S.) çocuklarla ilişkisi de bizlere eşsiz bir örneklik sunmaktadır.

O, çocukları sadece terbiye edilmesi gereken küçük insanlar olarak görmemiş; onların dünyasına girmiş, onlarla ilgilenmiş, şakalaşmış ve sevgisini açıkça göstermiştir.

Enes b. Mâlik (R.A.), Resûlullah’ın (S.A.S.) kendisine “Ey Ebû Umeyr! Nugayr ne yapıyor?” diyerek küçük bir çocuğun dünyasına nasıl incelikle dâhil olduğunu anlatır.

Torunlarına olan sevgisi ise hepimizin malumudur.

Bir defasında Hz. Hasan veya Hz. Hüseyin, Peygamberimizin (S.A.S.) sırtına çıkmıştı. Resûlullah (S.A.S.) secdesini uzattı. Sahâbîler bunun sebebini sorduklarında, çocuğun sırtından inmesini beklediğini ifade etti.

Ne büyük bir eğitim anlayışı…

Çocuğun dünyasını önemsemek, onun oyununu küçümsememek, duygusunu değersizleştirmemek ve ona sevgiyi hissettirmek…

Bir başka hadisinde ise: “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” buyurmuştur. (Buhârî, Tevhîd, 2; Müslim, Fedâil, 66)

Çocuklarımızın gönlüne ulaşmanın yolu, önce onların gönül dünyasını anlamaktan geçmektedir.

Öfkenin karşısında sükûnet

Aile hayatında farklı düşüncelerin ve zaman zaman anlaşmazlıkların bulunması tabiidir. Önemli olan anlaşmazlıkların nasıl yönetildiğidir.

Hz. Peygamber (S.A.S.) öfke anında insanın kendisine hâkim olmasını tavsiye etmiştir.

Kur’an-ı Kerim de müminleri şöyle över: “Onlar öfkelerini yenerler ve insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.” (Âl-i İmrân, 3/134)

Bu ayet, aile hayatımız açısından da üzerinde düşünmeye değerdir. Her söze aynı sertlikle karşılık vermemek… Kırıldığımızda kırmak için fırsat kollamamak… Öfke anında söylenmemesi gereken sözleri söylememek… Ve gerektiğinde affetmeyi bilmek… Bunlar aile ahlakının önemli tezahürleridir.

Evlerimizi ibadetle ve güzel ahlakla güzelleştirmek

Aileyi bir arada tutan unsurlardan biri de ortak manevi değerlerdir.

Hz. Peygamber (S.A.S.), aile fertlerinin ibadet hayatına katılmasına önem vermiştir. Hz. Âişe’nin (R.A.) rivayetlerinden, gece namazı için kendisini uyandırdığı ve onun da vitir namazını kıldığı anlaşılmaktadır.

Bu bize şunu hatırlatıyor: Ailede din, sadece çocuklara öğütlenen bir konu değil; birlikte yaşanan bir hayat biçimi olduğunda daha anlamlı hâle gelir. Birlikte kılınan namaz… Birlikte edilen dua… Bir sofranın başında besmele… Bir nimete birlikte şükretmek… Bir sıkıntı karşısında birbirine “Allah yardımcımız olsun” diyebilmek…

Bütün bunlar aile fertlerini birbirine olduğu kadar Rabb'ine de yaklaştıran güzelliklerdir.

Sıla-i rahim: Ailenin genişleyen halkası

Nebevî aile anlayışı yalnızca eş ve çocuklardan oluşan dar bir çevreyle sınırlı değildir. Akrabalarla ilişkilerin korunması da aile ahlakının önemli bir parçasıdır.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya… iyilik edin.” (Nisâ, 4/36)

Allah Resûlü de (S.A.S.) sıla-i rahme büyük önem vermiş ve şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa akrabalarıyla bağlarını devam ettirsin.” (Buhârî, Edeb, 85)

Akrabalık bağlarını canlı tutmak; aile büyüklerinin gönlünü almak, çocukların büyükleriyle bağ kurmasını sağlamak ve nesiller arasındaki muhabbeti yaşatmak bakımından da önemlidir.

Bir Nebevî miras olarak güzel ahlak

Mevlid-i Nebi Haftası vesilesiyle Efendimiz’i (S.A.S.) anarken, O’nun hayatını sadece tarihî bir hatıra olarak okumakla yetinmemeliyiz.

O’nun rahmetini ailemize taşımak… Nezaketini dilimize… Merhametini davranışlarımıza… İstişaresini aile kararlarımıza… Sükûnetini öfkelerimize… Sevgisini eş ve çocuklarımızla ilişkilerimize… Sıla-i rahim anlayışını akrabalarımızla münasebetlerimize yansıtabilmek… Asıl mesele budur.

Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.S.), güzel ahlakın hayatın bütün alanlarında yaşanabileceğini bize göstermiştir. Aile ise güzel ahlakın ilk ve en önemli tecrübe alanlarından biridir.

Öyleyse bu Mevlid-i Nebi Haftası'nda Peygamber Efendimiz’in (S.A.S.) aile hayatına yeniden bakalım. Onun sevgisinden, merhametinden, nezaketinden, sabrından ve güzel ahlakından kendi aile hayatımız için hisseler çıkaralım.

Çocuklarımızın gönlüne sevgiyle dokunalım. Eşlerimizin kıymetini bilelim. Anne babalarımızın gönlünü hoş tutalım. Akrabalık bağlarımızı canlı tutalım. Evlerimizi muhabbetin, merhametin ve duanın hâkim olduğu mekânlara dönüştürelim.

Çünkü Resûlullah’ın (S.A.S.) bize bıraktığı en güzel miraslardan biri, güzel ahlaktır.

Ve güzel ahlak, en yakınlarımızdan başlar.

Rabbimiz bizleri, Resûlullah’ın (S.A.S.) güzel ahlakını tanıyan, seven ve hayatına taşıyan kullarından eylesin. Ailelerimizi meveddet, rahmet, muhabbet, huzur ve bereket yuvası kılsın.

Yazarın Diğer Yazıları