Kadriye Doğan

Cami ve Aile: Huzura Açılan Bir Kapı 'Bu Hafta Sonu Ne Yapalım?'

Kadriye Doğan

Hafta sonu geldiğinde birçok ailenin zihninde aynı soru beliriyor. Kahvaltı mı yapsak, gezmeye mi gitsek, çocukları bir yerlere mi götürsek? Elbette ailece gezmek, güzel sofralarda buluşmak, birlikte vakit geçirmek hayatın güzel nimetlerindendir.

Fakat bazen bütün bunları yaptığımız hâlde içimizde bir eksiklik kalır. Çünkü insanın sadece bedeninin değil, kalbinin de dinlenmeye ihtiyacı vardır.

Belki de ailece geçireceğimiz hafta sonlarına camiyi de dâhil etmenin zamanı gelmiştir.

Mesela bir pazar sabahı…

Ailece biraz erken kalkıp abdest almak, çocukların elinden tutup camiye gitmek, sabah namazını birlikte kılmak ve namazdan sonra birkaç dakika Kur’an okumak, zikir yapmak, dua etmek…

Sonra caminin avlusunda cemaatle bir çorbayı, bir simidi paylaşmak…

Büyük bir organizasyona gerek yok. Uzaklara gitmeye, para harcamaya, özel bir program hazırlamaya da gerek yok.

Sadece ailece Allah’ın evine misafir olmak…

Belki çocuklarımızın zihninde yıllar sonra hatırlayacakları güzel bir pazar sabahı böyle başlayacak. Çünkü cami çocuk için sadece namaz kılınan bir yer değildir. Orada babasının saf tuttuğunu görür. Annesinin dua ettiğine şahit olur. Kur’an sesini duyar. Büyüklerle tanışır, arkadaşlar edinir, paylaşmayı ve kardeşliği öğrenir.

Aile ise camide başka bir birliktelik yaşar. Aynı evin içinde yaşamakla aynı duyguda buluşmak aynı şey değildir. Birlikte yemek yemek güzeldir; fakat birlikte secde etmek bambaşka bir bağ kurar. Birlikte gezmek güzeldir; fakat birlikte dua etmek kalpleri aynı yöne çevirir. Çünkü aile yalnızca hayatı paylaşan değil, değerleri de paylaşan bir topluluktur.

Kur’an-ı Kerim şöyle buyurur: “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra‘d, 13/28)

Bugün huzuru çoğu zaman dışarıda arıyoruz. Daha güzel bir tatil, daha iyi bir restoran, daha keyifli bir gezi, daha farklı bir etkinlik…

Bunların hepsi hayatı güzelleştirebilir. Fakat insanın iç huzurunun kaynağı bunlardan daha derindedir. Kalbin de kendine ait bir gıdası vardır. O da Allah’ı zikretmektir. Peygamber Efendimiz (S.A.S.), Allah’ın mescitlerinden birinde Allah’ın kitabını okuyan ve onu aralarında müzakere eden topluluğun üzerine huzur ineceğini, rahmetin onları kuşatacağını ve meleklerin onları çevreleyeceğini haber vermiştir. (Müslim, Zikir, 38)

Ne güzel bir müjde…

Demek ki cami sadece namaz kılınan bir mekân değil; huzurun, rahmetin ve kardeşliğin buluşma noktasıdır. Bu yüzden ailelerimizin camiyle bağını güçlendirmek önemlidir. Çocuklarımız camiyi sadece bayramlarda görmesin. Cami onların hayatında tanıdıkları, sevdikleri ve kendilerini ait hissettikleri bir mekân olsun.

Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.” (Tevbe, 9/18)

Cami imarı denildiğinde çoğu zaman aklımıza cami yaptırmak, bakımını yapmak, eksiklerini tamamlamak gelir. Bunların hepsi çok kıymetlidir. Fakat camiyi imar etmek yalnızca binasını ayakta tutmak değildir. Caminin gerçek imarı, onun içinde hayatın devam etmesidir. Safların cemaatle dolmasıdır. Çocukların camiyi sevmesidir. Gençlerin camide kendilerine yer bulmasıdır. Kur’an okunan, zikredilen, dua edilen, insanların birbirini tanıdığı ve ihtiyaç sahibinin fark edildiği bir mekân olmasıdır. Kısacası camiyi sadece yapmak değil, yaşatmaktır.

Bunun için her ailenin yapabileceği çok basit bir şey var: Ayda bir pazar sabahını ailece camiye ayırmak. Sonra bunu haftada bir hâle getirebilirsek ne güzel…

Çocuğumuzla birlikte sabah namazına gitmek, namazdan sonra birkaç dakika camide kalmak, Kur’an okumak, dua etmek, cemaatle selamlaşmak…

Bazen camide dağıtılan bir çorbayı birlikte içmek, bir simidi paylaşmak bile çocuklarımızın hafızasında çok güzel bir iz bırakabilir. Belki bugün bize küçük bir adım gibi görünen bu alışkanlık, yıllar sonra çocuklarımızın hayatında büyük bir anlam taşıyacaktır. Çünkü çocuklarımıza bırakabileceğimiz en güzel miraslardan biri de Allah’la bağ kurabilecekleri mekânları sevdirmektir.

Öyleyse bu hafta sonu yine kendimize aynı soruyu soralım:

“Ne yapalım?”

Belki cevabımız bu defa çok sade olsun:

“Hadi, ailece camiye gidelim.”

Belki o sabah çok uzaklara gitmeyeceğiz. Belki pahalı bir kahvaltı yapmayacağız. Belki özel bir etkinliğimiz olmayacak. Ama birlikte Rabbimizin huzurunda duracağız. Ve belki çocuklarımızın elinden tutarken biz de yeniden hatırlayacağız: Bazı huzurlar satın alınmaz. Bazı mutluluklar planlanmaz. Bazı güzellikler ise sadece Allah’a yönelince yaşanır. Camilerimizi yalnızca taşlarıyla, kubbeleriyle ve minareleriyle değil; cemaatimizle, ailelerimizle ve çocuklarımızla imar edelim. Çünkü camiyi yapmak büyük bir hayırdır. Ama camiyi yaşatmak, onu hayatımızın bir parçası hâline getirmek ve gelecek nesillere sevdirmek de onun imarının bir parçasıdır.

Ve unutmayalım:

“Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.”
 

Yazarın Diğer Yazıları