Serap Oruç

Bildiğimiz Gibi Değil

Serap Oruç

Vaktiyle İstanbul’un Fatih semtinin sokaklarında dolaşan bir meczup varmış. Rast geldiği insanların yakasına yapışıp sarsarak, “Allah var, Allah var!” diye bağırırmış. Bu davranışına bir gün biri dayanamamış:

“Eee, yeter be adam! Allah’ın var olduğunu biliyoruz” demiş.

Meczup, derin bir iç çekişle adama dönmüş ve şöyle cevap vermiş:

“Vallahi, bildiğin gibi değil…”

İşte bizler de Allah’ın varlığını biliyoruz; ancak varlığının ağırlığını taşımıyoruz. Eğer o ağırlığı gerçekten omuzlarımızda ve kalbimizde taşısaydık, hayatımız bambaşka bir şekle dönüşürdü.

Zira mesele bilmek mi, idrak etmek mi?

Bilmek, zihinsel bir tasdiktir; ancak o varlığın ağırlığını taşımak, her adımda “O’nunla” olduğunun bilincinde olmaktır. Eğer bu bilinci diri tutabilseydik, kalp kırmak bu kadar sıradan bir eylem olamazdı. Bir kalbin “Nazargâh-ı İlahi” olduğunu hatırlar; o evi yıkmak bir yana, ona zarar vermeye bile korkardık.

Tenhalarda yanlış yapmaya cüret edemezdik. Yanımızda kimse olmasa da “O”nun şahitliği, en büyük engelimiz olurdu.

Dünya hırsı uğruna birbirimizi ezmezdik. Ölümün bir nefes ötesinde beklediğini bilerek, üç günlük dünya malı için ruhumuzu kirletmezdik.

Öfkemizi, hırsımızı ve kibrimizi beslemek yerine tevazumuzu ve şefkatimizi büyütürdük. Hak yemekten korkar, bir insanın ahını almanın ağırlığı altında ezileceğimizi bilirdik.

En önemlisi de başkalarına dürüst görünmeye çalışmadan evvel, kendi nefsimize karşı dürüst olurduk. Maskelerimizi çıkarır, ruhumuzu yansıtırdık.

Bugün hepimiz “Biliyoruz,” diyoruz. Ancak bildiğimizin, aslında “o bildiğimiz şey” olmadığını idrak edemiyoruz. Hayatımızdaki hoyratlıklar, hırslar, yalanlar ve incitmişlikler arttıkça aslında ne kadar az bildiğimizi itiraf etmeliyiz. Zira Allah’ın varlığını bilmek, bir bilgi meselesi değil; bir yaşama biçimidir. Eğer bugün hâlâ bir gönlü kırarken veya adaletsizlik yaparken rahatsak; vallahi, bildiğimiz gibi değil…

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey; akıllı görünenlerin tumturaklı nutukları değil, bizi sarsıp kendimize getirecek bir meczubun o yalın hakikatidir:

“Vallahi, bildiğin gibi ve bildiğimiz gibi değil.” Saygılar.

Yazarın Diğer Yazıları