Dünyanın Sahibine Yakın Olmak Mı Olmamak Mı?
Halime Özdemir
Bir ibadettir kurban. Bütün ibadetler gibi kendi içerisinde çeşitli hikmetleri olan ve şeksiz şüphesiz “amenna” dememiz gereken bir ibadettir. İbadet ise kulluğun hayata yansıması ve hayatta görünür olmasıdır. İbadet ve kulluk, aynı anlama gelen kelimlerdir. Dolayısıyla Allah’a kul olmanın yolu, O’nun dediklerini yapmakla başlayan ve ömür boyu süren bir süreci kapsar.
Kurban, Hz. Adem’den bu tarafa insana verilmiş en büyük hediyelerden biridir. Çünkü onun gayelerinden biri, insanı yüce rabbi olan Allah’a yaklaştırmaktır. Kurban, kulun Allah katındaki değerinin her yıl ama her yıl sürekli olarak yükseltilmesi için hediye edilmiştir Adem’in çocuklarına. Şartlarına sahip olup da kurban ibadetini yerine getir(me)yen her kişi, bu yaptığıyla Allah’ın katında nasıl bir yere sahip olmak istediğine de karar vermiştir.
Allah’ın insana emrettiği ve nehyettiği her bir şey, bizi bir hikmete ve bir gayeye götürür. Kurban için de bu durum geçerlidir. Kurban, “Biz sana kevseri verdik. O halde sen de Rabbin için kurban kes.” (Kevser 108/1-2) ayeti gereğince şartlarını taşıyan her Müslüman için Rabbinin kendisine verdiklerine şükretmesini sağlamasına vesile olan bir vasıta bir şükür sebebinin sonucudur. Hiç düşünür mü insan bu yıl Rabbim bana hangi nimetleri verdi diye? Hiç akleder mi insan bir yıl boyunca Rabbimin bana verdikleri için ben de onun hediyelerine şükrünü eda etmek için kurban keseyim diye? Kurban ne ettir ne de başka bir şey. Kurban, Allah’a giden yolda kulun Allah’a hediyesi ve yakınlaşmasının bir anahtarıdır.
Allah, bütün kullarına kendi katında yüce bir değere çıkmaları için kurban hediye etmiştir. (Hacc 22/34) Bundan dolayı kurban, Allah’ın bütün kullarını kendi katında adaletle hükmettiğini de bize göstermektedir. Zira her ümmet, kendi tercihlerine göre Rabbinin adını yüceltmek makamına erdirilmiştir. Ama nasıl? İşte bunun cevabı önemlidir. Çünkü Allah’a teslim olmadıkça yani O’nun emirlerini yerine getirmedikçe yüce makamlar kullara uzak olmaktadır. Kullar, sadece ve sadece Rablerine teslim olmakla başlayan süreçle gerçekleşir. (Hacc 22/34) Teslim olmak, Müslüman olmaktır. Veya Müslüman olmak, teslim olmaktır. Daha basit bir ifade ile “Ey Rabbim! Senin dediklerine ben asla hayır diyemem.” demektir. Dünya menfaatlerini ve çıkarlarını dikkate almadan, “herkes” diye cümleye başlayarak hayatı yaşamadan teslim olmak. İşte kurban, teslim olanların yücelere ve yücelerin sahibinin makamına yaklaşmasına ve çıkmasına bir vasıtadır. Acaba biz neye teslim oluyoruz ve hangi makamı kendimize layık görüyoruz? Kurban, gönül hoşnutluğu ile yerine getirildiğinde Allah’ın yanında yüce bir mertebeye (Tirmizi, Edâhi, 1) ulaşıyorsa acaba kullarının mertebesi nasıl olur? Hiç düşündük mü?
Allah katında en makbul zaman diliminin kurban bayramı günleri olduğunu ve bu günlerde yapılması gereken ilk işin kurban kesmek olduğunu Allah’ın rasulü bildirmiştir. Acaba Müslümanlar bayram günleri için daha şimdiden hangi işlerin plan ve programını yapmaya başladılar?
Kurban, kullar için bir imtihan sebebiydi hatırladınız mı İbrahim’in (AS) bu konudaki imtihanını? Kurban, İbrahim peygamberin “Halilullah” yani Allah’ın dostu olmasının belki de ana sebeplerinden biriydi. Çünkü Allah’a teslim olup olmaması, bu imtihanı kazanıp kazanmaması ile ölçülüyordu. Ve kurban etmek için oğlunu Allah’a teslim oldu İbrahim. Ve İbrahim, imtihanını kazanarak başardı dünyada yaşamayı. Rabbimiz bu konuda “şüphesiz bu apaçık bir imtihandır…” diyordu. (Saffat 37/107) ve İbrahim iyilik yapanlar kervanında yerini çoktan almıştı. Ve İbrahim, teslim olarak Rabbine dost olmayı da zaten hak etmişti.
Kurban, bizim için içerisinde nice hayırları barındıran bir ibadet olduğunu Rabbimiz Teala bildiriyor. Bildiğimiz veya bilmediğimiz hayırları nedir? Acaba kurban kesmek, bizi şükretmeye mi götürecek? Hangi yol bizi şükredenler mevkiine çıkartacak? Kurban etmeden şükredenlerden olmamız mümkün mü? Kurban bizi takva sahibi olmaya götüren bir ibadet iken biz muttaki olmaya niyetli miyiz? (Hacc 22/36-37) Gerçekten kurban ibadetini anlamadan ve uygulamadan muttaki olunur mu? Muttaki olmanın yolu da davranıştan geçmektedir. Eylemsiz muttaki olunması mümkün mü? Ve Müslümanların muttaki olmak gibi bir gayeleri var mı? Ne mutlu muttakiler sınıfında olmak isteyenlere… Ve ne mutlu kurbanıyla takvayı elde etmeyi ümit edenlere…
Ve şimdi asıl soruyu sormak zorundayız: Bizim için kurban ne anlam ifade ediyor?
Tatil mi? Gezmek mi? Kafa dinlemek mi? Kendini soyutlamak mı? Deniz, kum, vs. mi? Ve Kurban yaklaşırken hangi plan bizim hayatımızda yerini almakta? Ve kurban günleri kapımıza geldiği bu günlerde Müslümanlar dünyada ve ahirette Allah’ın katında nasıl bir yere sahip oldukları sorusunu kendilerine soruyorlar mı? İbrahim gibi teslim olup, Rabbimize hediye etmek için ne yapmayı seçiyoruz? Ve dünyadan geçip giderken dünyanın sahibine yakın olmayı amaçlıyor muyuz?