Hangi Konularda Şeytan İle İşbirliğiniz Var?
Halime Özdemir
Şeytan insana ne yapar veya daha doğrusu şeytan insana ne yaptırır? İnsan şeytana yardım ettiğinin farkında mı? Sosyal medya tabiriyle şeytan ile insan hangi konularda “işbirliği” ile çalışıyor? Veya şeytan insanın yardımına muhtaç mı? Şeytanın yalnız kal(a)mama gibi bir fobisi mi var acaba? Şeytana dair sorular burada bir dursun biz devam edelim.
İnsan, olumsuz sonuçlara sebep olan hiçbir eyleminin ve söyleminin ne sorumluluğunu ne de sonuçlarını “ben” diyerek başlayan bir cümle kurarak üzerine almaz. Yaptığı her şeyin sorumluluğu ya şeytana ya da nefsine aittir. İnsan, hep masum (!) bir varlıktır. İnsan mükemmel (!) varlık her daim hem kusursuz ve hem de hatasızdır (!) Bir suçlu ve kabahatli var ise -veya o da suç mu diye onu dahi kabul etmediği durumlar da az değildir hani- hep ötekidir. Ya kendisi? Muamma… Oysa gerçek öyle midir düşünmesi lazım kendisine verilen aklı kullanarak.
Biz toplum olarak gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine kısaca hemen hemen herkes çoğunlukla suçumuzu, eksiğimizi hatamızı asla sahiplenmeyiz. “Senin yüzünden, onun yüzünden” gibi gibi başlayan cümleler hayatımızda epeyce yer eder. Bu durum, çocukluktan hatta bebeklikten öğretilmeye başlanır. Yere düşen bebek, ilk olarak yere düştüğünde bunun sebebi olarak orada bulunan sandalyenin suçlu ilan edilmesiyle kendisinin bir eksiği olmadığını öğrenir. Dersi yapamayan çocuğun derse vakit ayırmaması değil annesinin ona yardım etmemiş olması kabahattir. İşe geç kalan bireyin geç kalmasının sorumlusu alarmı çalmayan bireydir. Yaşlandığında ihtiyaçlarını giderecek maddi gücü olmayan kişinin gençliğinde kendisinin çalışıp yarınını düşünmemesi değil o yaşta kimsenin ona yardım etmemesi o toplumun ayıbıdır. Ve bunun gibi devam eden yüzlerce binlerce bahaneler silsilesi... Ve hayat devam ettikçe hatalar da her seferinde başkalarına elbise olarak giydirilir. İşte bu suç ortaklarımızdan daha doğrusu kendimizi temize çıkartıp onu çamurda bıraktıklarımızdan biri de şeytandır. “Onun yüzünden yaptım, şeytana uydum” deriz bazen belki de çoğu zaman. Hakikaten işin aslı o mu bilmem fakat şeytan bize ne yaptırır onu az çok biliyorum.
Mesela, şeytan insana nasıl yaklaşıyor acaba? Hangi duyguya hitap ediyor dersiniz? Ben Kutsal Kitaba iman ediyorum diyenler için her dönemde ve devirde geçerli olan kurallardan birini şurada zikredelim: “Şeytan sizi fakirlikle korkutur; sizi her türlü hayasızlığı ve ahlaksızlığı yapmaya teşvik eder…” (Bakara 2/268) Daha çok… Bu çağın en önemli hastalığı (!), daha çok… Her şeyden ama her şeyden herkesten ama herkesten daha çok. Daha çok arkadaş, daha çok beğeni, daha çok para, daha çok mal, daha çok vs vs vs… Az olduğunda ise insanın literatürüne son onlu yıllarda giren ve benim hala anlamadığım bir kavram olan “ezik” nitelemesi devreye girer. Az olan her şeyi “ezik” diye niteler insan.
Bir diğer mevzu, utanmanın, edebin yok olduğu zamanların şahidi olmamız. Yüzümüzün kızarmadığı hayatlarda var olmanın neşesi ve huzuru (!) ile nefes almaya devam ediyorken şeytana ne kadar da çok yol arkadaşı olduğumuzun farkına varacak mıyız son nefese varmadan ne dersiniz?
Farkında mıyız şeytana bu kadar yakın olup dirsek teması ile yol aldığımızın? Fark etmek lazım hayatı ve aldığımız nefesi. Şu ayet bize ne anlam ifade ediyor veya ayetler bizim için ne anlam ifade ediyor diye daha geniş bir perspektiften bakalım hayata: “Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa, o ne fenâ bir arkadaştır!” (Nisâ 4/38) Gidilen yol kadar o yoldaki yoldaş da önemlidir hayat serüveninde. Yolumuzu ve sonumuzu belirleyip tayin eden unsurlardan biri de yolların ortakları olan yoldaşlarımız değil midir?
Şeytan, neden bize yoldaş gibi görünüyor biliyor muyuz? Ne kadar özenerek yapıyoruz her şeyi. Heva ve heves olan onca güzellik hayatımızın zirvesinde top oynuyor. Şeytan sen ne kadar çok azimli ve çalışkansın bir fark etsek bu gerçeği. “Allah, o şeytana lanet etti ve o da, “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. Onları mutlaka doğru yoldan saptıracağım. Onları boş ümitler ve yalan sevdalarla oyalayacağım…” (Nisâ 4/118-119) Çünkü, şeytan Allah ile yarışa girdi. Allah ile savaşa girdi ve onunla birlikte sıkıntıya uğrayacak insanları yanına toplayacağının iznini verdi. Bundan sebep her an çalışıyor ve her dakikada insanla omuz omuza yol alıyor ve insanı çok iyi tanıyor. Zaafları, istekleri, arzuları, korkuları, ümitleri adı ne olursa olsun insana dair olan her şeyi ama her şeyi çok iyi biliyor. Ve insana sürekli olarak o kırılma noktalarından yaklaşıyor. Herkesin can alıcı noktası ne ise oradan yavaş yavaş adım adım geliyor. Yani şeytan, insana çıkan bütün ana yolları ve tali yolları bilerek kendisine tabi ediyor. Çünkü şöyle demişti Allah’a: “… Onlara emredeceğim, hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığı şekli değiştirecekler.” (Nisâ 4/119) Allah’ın kurallarını değiştirmek, Allah’ın yarattığını değiştirmek, Allah’ın düzenini değiştirmek. Bu “değiştirmek” mevzusu bu yüzyılın en moda eylemlerinde ve söylemlerinde hep en üstte yer alıyor. Hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi beğenmeyen insan, hep değiştirip dönüştürüyor. Onu, bunu, şunu, eşi, dostu, anayı, babayı, evladı, ekmeği, yemeği, toprağı, denizi, gözü, kulağı kısaca her şeyi değiştirip bunu da bir maharet gibi tüm dünyaya sunmakla meşgul oluyor. İnsan ne kadar da çok şeytanla işbirliği içerisinde beraberlik yaşıyor. Orta yaş ve üzeri olanlar hayatlarını ikiye ayırıp şöyle bir düşünseler acaba hayatlarının ilk yarısı ile son yarısı arasında değişmeyen ne kaldı diye sorgulamak zorunda kalsalar şu değişmedi diyebilecek bir durum veya şey bulabilir mi? Emin değilim…
Adem’in çocukları hangi yolda ve nasıl gidiyor gece gündüz bunu düşünmedikçe her dem kaybetmeye mahkum olacaktır. Kitap, bu durumu şöyle ikaz ederek dikkatleri çekiyor dikkatini verenler için. “O halde kim Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse, elbette o, açıktan açığa büyük bir zarara uğramış olur.” (Nisâ 4/119) O halde her bir eylemde ve söylemde yapılan işin sonuçları ne olacak ve neyi değiştirecek ve bu takdirde insan kendisini şeytanın neresine konumlandırmış olacak? Başka bir ifade ile insanın şeytanla işbirliği hangi noktalarda bunu fark edebilecek olan kaç kişi var?