Halime Özdemir

O'nun Ahlakı Kur'an'dı Ya Bizimkisi?

Halime Özdemir

Bir insanı en iyi tanıyan, ona en yakın olanlardır eğer önem ve değer veriyorsa. Ve bu açıdan insanı en yakındakileri tanımlar. İnsan insanın ne olduğunu da ne olmadığını da kendisi ne derse desin onunla aynı havayı teneffüs edenler söyler. Her ne kadar insanı tanımak tam anlamıyla pek mümkün olmasa da en yakınının verdiği bilgi, sağlam kabul edilir. Çünkü onunla yaşamış ve ona yaşatmıştır ne olduğunu da ne olmadığını da.

Sahabe-i kiram da böyle düşünmüş olmalı ki, Hz. Peygamber’i (SAV) tanımak için bir gün Hz. Aişe’nin kapısına kadar gidip “o, nasıl biri idi ey Aişe?” diyerek evin içinden birine, en yakına sorarlar. Çünkü tanımak isterler ve bilirler ki sevmek de tanımakla daha güzelleşen bir duygudur. Ve hiç düşünmeden cevap verir dünyaya gönderilmiş en zeki kadınlardan biri olan müminlerin annesi Hz. Aişe, hiç uzatmadan ve ayrıntıya girmeden ama bütün detayı da içerisine alacak kadar kapsamlı bir şekilde: “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kur’an idi.”

Bu söz, biz müslümanları düşünmeye sevk etmek zorunda. Ama bizim Peygamberi tanımak gibi bir gayemiz var mı onu da başka bir yazıda ele alalım. Kanaatimce bizim okuduğumuz Kur’an ile Peygamber’in ahlakını anlamamız imkan dahilinde değil. Zira biz Müslümanlar Kur’an’ın ne dediğini bilmeden Müslüman gibi yaşadığımızı zannedip hem kendimizi hem de başkalarını kandırıyoruz aslında. Biz Kur’an’ı nasıl okuyoruz? Benim en bildiğim okuma şekillerinden biri adeta birbirimizle yarış edercesine hatim sayısı yarışına girerek yapılan okumalar. Öyle ki hem başında hem sonunda el-Fatiha dediğimiz halde Fatiha’daki dosdoğru yola dahi girmeden yanlış yollarda yapılan bir yarış.

Şöyle ki, biz Kur’an okuyoruz ama nankörlüğü zirveye çıkartarak örtüyoruz bütün iyilikleri. Biz Kur’an okuyoruz ama ahde vefa göstermeden boş boş söylediğimiz kelamlarla okuyoruz. Biz, çalan telefonları, gelen mesajları gördüğümüz halde görmemiş gibi davranarak nimetleri örtbas ederek Kur’an okuyoruz. Biz Kur’an okuyoruz ama ayetler kendi menfaatimize aykırı olduğunda onu görmeyecek kadar yok sayarak Kur’an okuyoruz. Biz Kur’an okuyoruz ama bir yakınımız vefat ettiğinde kabrinde rahat uyumasına yardımcı olsun diye okuyoruz. Yaşayana değil ölene faydası olması niyetiyle okuyoruz. Sahi biz Kur’an’ı Peygamber’in (SAV) ahlakıyla aynı olsun diye öğrenmek gayesiyle mi okuyoruz ki ahlakımız tıpkı Peygamber’in ahlakı ile aynı olsun?

“Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz?” Gerçekten önemli bir soru bu. Çünkü biz Kur’an okuyor muyuz eğer okuyorsak hayatımızda uyguluyor muyuz? Kur’an ahkamı ile ahlaklanıp o elbiseyi giymeden Kur’an okumuş oluyor muyuz sahiden? Emir ve yasakları hayatımızın hangi anına şahitlik ediyor? Kur’an bizim ahlakımızı değiştirip dönüştürme gücüne mi sahip yoksa sadece duyup geçilen bir kelime dizisi şeklinde mi hayatımızda yer alıyor?

Kur’an okumak nedir? Önce bu soruya cevap bulmak zorundayız. Çünkü genel olarak düşündüğümüzde bu toplumda Kur’an okumak denildiğinde aklımıza ilk gelen kavram, hatim yapmak olur. Kur’an okuyup hatim yapıyoruz diye kibir elbisesini giyerek mi ahlaklanıyoruz? Yeryüzünde fitne fesat çıkartmak gayesiyle yaşadığımız için mi okuduğumuz Kur’an bize bir anlam yüklemiyor? Bilmiyorum…

En yukarıda en yakınların bizi tanımladığı meselesini söyledim ya aklıma Hz. Hatice geldi. İlk Müslümanlardan İslam’ın ilk savunucularından ve Peygamberin gençliğini ve hatta peygamber olmadan önceki ahlakını da peygamber olduktan sonraki ahlakını da her şeyi ile en iyi bilenlerden biri. Hatta ve hatta Cebrail ile karşılaştığında tir tir titreyen Hz. Peygamber’e kötü bir şeyin gelmeyeceğini söylerken onun ahlaki özelliklerini sayarak cevap vermesi de onun ahlakını gün yüzüne çıkartmıyor mu? Ne söylemişti öldüğü yılı hüzün yılı ilan ettirecek kadar eşini tanıyan kadın Alemlerin Rabbinin Habibine destek olurken: “Hayır, Allah'a yemin ederim ki, Allah seni asla utandırmaz. Çünkü sen akrabana bakarsın, işini görmekten aciz olanların yüklerini çekersin, yoksula verir, hiçbir şeyi olmayana bağışta bulunursun, misafiri ağırlarsın, bir felakete uğrayana yardım edersin.” İşte ahlaki erdemler ve Hz. Peygamber’de yansıması…

Yansıması normal değil mi? Çünkü onun ahlakı Allah tarafından zaten bildirilmedi mi? Okuduğumuz Kur’an’da şu ayeti hiç düşündük mü? Ve sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.”  (Kalem 68/4) Ya biz hangi ahlak elbisesini giydik hayat serüvenimizde de bizde yansıması nasıl oluyor?

Mevlid Kandiliniz mübarek olsun…

Yazarın Diğer Yazıları