Onun Ahlakı Kur'an'dı Ya Bizimki?
Halime Özdemir
Ahlak sözlükte, “seciye, tabiat ve huy” anlamlarında kullanılır. İslamî kaynaklara baktığımızda huy; iyi ve kötü diye bir ayrıma tabi tutulmaktadır. “Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene and olsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.” (Şems 91/8-10) Bu ayetten anlaşılmaktadır ki insan, iyi veya kötü huyunu beslediğinde ya kurtuluşu ya da zararı elde edecektir. Ve insan bu iyi ve kötü huylardan hangisini kendisine yakıştırırsa onu alışkanlık haline getirerek yani “ahlak” haline dönüştürerek hayatının bir parçası yani kendisi olmaktadır. Sonuçta ya kaybeder ya da kazanarak dünyada da ahirette de kurtuluş yolunu elde eder. İşte bu nokta, tam da ahlak ile gerçekleşir. Ve ana kaynak da Kur’an’dır.
İslam ahlakının kaynağı, Kur’an-ı Kerim ve sünnettir. Bundan dolayı Müslüman bir birey, hayatının merkezine bu iki kaynağı almakla ahlakını düzenleyebilir. Bunlardan yoksun ve mahrum kalmak veya bunları görmezden gelerek hayatı idame ettirmek, insanı çıkmaza sürükleyecek bir durum meydana getirir. Bu sebeple Müslüman, ahlak elbisesini Allah’ın kitabından ve Rasulü’nün sünnetinden almak zorundadır.
Buna en güzel kaynak, hiç şüphesiz Hz. Aişe’nin Allah Rasulü’nün vefatından sonra Hz. Peygamber’in (SAV) ahlakını soran sahabeye verdiği cevaptadır. Hz. Aişe o sahabeye önce şu şekilde bir soru yöneltiyor: “Kur’an okumuyor musun?” Bu soruya “evet” diyen sahabeye Hz. Aişe “Allah’ın Elçisi’nin (SAV) ahlakı Kur’an’dı.” diye cevap veriyor. (Müslim, Müsâfirîn, 139) Peygamber ahlakıyla donanmak isteyen her Müslüman, hayatının her anında bu ahlaka göre hareket etmek zorundadır. Evde, işte, çarşıda, pazarda, yalnızken ve toplum içerisinde iken yani nefes aldığı her zeminde ve zamanda bu ahlakla yaşamadıkça hayatında Peygamber ahlakı dolayısıyla Kur’an ahlakı eksik kalacaktır. Ve hayatlar, kaosa dönüşecektir.
Bir noktaya daha dikkat çekmek zorundayım. Kur’an anlaşılıp yaşantıya dökülmek için nazil olmuştur. Müslümanların ekseriyeti bu şekilde bir okumadan mahrum kalarak sadece “hatim” yapma maksadını gözeterek Kur’an ile ilişki kurmaktadırlar. Ayetler bize ne söylüyor ne emrediyor neyi yasaklıyor demeden okuduğumuz Kur’an ahlakımıza katkı sağlayabilir mi? Hz. Aişe acaba burada bunu kastetmiyor muydu? Anlamadan mahrum kalarak okuduğumuz ayetler, bize hiçbir şey söylemeyecektir.
Bu Ramazan ayında acaba Müslümanlar neye niyet ediyor? Hangi ayetin, hangi surenin ahlakıyla kendilerini donatacaklar? Mübarek ayın bu ilk günlerinde bu düşüncelerle kitabın kapağını açmamız gerekmektedir. Aksi takdirde bize hiçbir şey söylemeyen ayeti kerimelere yine yabancı olarak kalacağız. Onlar bize biz onlara bakarak kitabın sayfalarını açıp kapatarak sonuna ulaşacağız belki de. Hakikaten kerim kitabın hangi ayeti bizim hayatımızın bir rehberi niteliğinde? Kendimize yol haritası çizmedikçe Kur’an bize yabancı biz ona yabancı olarak hayatlar yaşanacak ve nihayete erecektir. Ahlaktan yoksun bir çağda bu Ramazan bizim için Kur’an ahlakıyla bezenmemize vesile olabilir mi sizce?
Bir Kur’an mevsimine daha geldiğimiz şu günlerde Hz. Aişe’den bize ulaşan bu örnek bize kaynak teşkil etmesi gereken bir niteliktedir. Çünkü Kur’an ayı Ramazan’da eğer onda var olan iyi ahlak özelliklerini üzerimize giymek için çabalamazsak işte Kur’an ayından nasiplenmemiz imkânsız olacaktır. Nasip olması için niyet etmek yani istemek lazım azizim. Niyet ettim dürüst olmaya? Niyet ettim doğru olmaya? Niyet ettim hakkaniyetli olmaya? Niyet ettim adaletli olmaya? Niyet ettim kimseye zulmetmemeye? Niyet ettim bencil olmamaya? Niyet ettim kıskanç olmamaya? Ve niyet ettim ahlaklı olmaya? Herkes kalbindeki niyetin karşılığını elde edecektir.
Yüce Yaradan bu Kur’an’ı biz Müslümanlara neden gönderdi? Ne yapmamız emrediliyor? Ne yapmamamız yasaklanıyor? İşte bunları bilmek ve öğrenmek ve en önemlisi okumak, her Müslümanın en önemli vazifesidir. Çünkü hayat yolunda ilerlerken güzergâh bilinmedikçe yanlış yollara sapılacaktır ve sapılmaktadır da. Bu sebeple bu kerim kitap Müslümanlardan ne ister? İşte buna cevap aramak zorundayız ve aradığımız cevap, Bakara Suresi’nin ilk ayetlerinde karşımıza çıkar: “İşte kitap; onda asla şüphe yoktur. O, günahtan sakınanlar (muttakiler) için bir rehberdir.” (Bakara 2/2) Rehbere uymadıkça kaybolur insan. İnsanoğlunun ahlakının bozulmasının temelinde yatan ana etken de rehberin arkasından gidilmemesidir. Kur’an-ı Kerim olmadan güzel ahlak sahibi olunmaz kanaatindeyim. Her bir ayetin hakkını vermeden tüketilen bir ömür, heba olacaktır. Bu sebeple Kur’an ayı Ramazan’da her mümin kendisine şunu sormak zorunda: Bende Kur’an ahlakı var mı?
Bu soru önemli. Çünkü insanoğluna bırakılan en önemli miras, Kur’an-ı Kerim’dir. Hz. Peygamber (SAV) Veda Haccında, “Size öyle bir şey bıraktım ki ona sımsıkı sarılırsanız sapıtmazsınız: Allah’ın Kitabı!” (Müslim, Hac, 147) buyurur. Tercih de takdir de insana ait olup her insan tercih ettiğinin sonuçlarını da bizatihi kendisi yaşayacaktır.
Ahlak sadece bireysel bir durum değildir. Sosyal bir varlık olan insanın toplumsal düzenin korunmasını sağlayacak en önemli etkenlerden biridir. Ahlak yoksunluğu aynı zamanda Yaradan’ın unutulmasına da sebeptir. Çünkü Allah’ı unutan kötülük girdabında kaybolur. “Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar gerçekten yoldan çıkmışlardır.” (Haşr 59/19) ayeti gereğince de bize kendisini unutturur Allah. Terk ettiğimiz veya yapmadığımız ahlaka dair her güzel şey, bizi Allah’tan fersah fersah uzaklaştırmaktadır. Keşke görebilsek…
İşte bir mevsim daha geldi… Kapımızı çaldı ve içeri girdi. Biz de bu mevsimden çıkarken hangi çıktıları elde ederek çıkacağız ve niyetini ettiğimiz hangi şey bizim olacak? Herkesin kalbindeki niyetini elde edeceği bir zaman olan Ramazan bütün Müslümanlara mübarek olsun...