Bir 'Ah' Kaç Ciltlik Yasaya Sığar?
Misafir
Bir insanın içinde bir “ah” birikir; sessiz, derin, bazen görünmez ama her zaman hissedilir. Bu “ah”, bir kaybın, bir özlemin, bir pişmanlığın yankısıdır. Bir tek kelime gibi durur ama içerdiği ağırlık kelimelerin sınırlarını aşar. Peki, böyle bir ağırlık kaç ciltlik yasaya sığabilir?
Belki bir cilt yetmez. Bir cilt, yalnızca bir anı anlatabilir; bir gülüşün, bir bakışın, bir dokunuşun gölgesini. Ama hayatın acıları ve insanın pişmanlıkları, bir tek cilde sığacak kadar basit değildir. Her “ah”, yılların sessiz muhasebesidir; her sayfa, unutulmuş bir anın iziyle doludur. Binlerce sayfa da yetmez belki; çünkü insanın içindeki derinliği kelimeler ölçemez.
Yasa; kurallar ve cetvellerle ölçülen bir dünyadır. Ama bir “ah”, yasa kitaplarının ötesindedir. Sığdırmaya çalışsak da her cilt eksik kalır; her cilt, yaşanmışlığa eksik bir tanık olur. Belki de insanın bütün yasaları, bütün kitapları, tüm tarih boyunca biriktirdiği acılarla birleşse tek bir “ah”ın tamamını anlatamaz.
Ve en sarsıcı olan, bir “ah”ın sessizliğinde gizlidir: Kimse onu saymaz, kimse onu ölçemez. O, insanın en yalnız anlarının, en derin iç çekişlerinin taşıyıcısıdır. Bir “ah” kaç ciltlik yasaya sığar? Belki de cevabı yoktur. Belki de tüm o ciltler insanın kendi yüreğinde yazılır, okunur ve yeniden yazılır… Belki bir cilt yetmez.
Bir cilt, yalnızca bir anı anlatabilir; bir gülüşün kırık yankısını, bir dokunuşun sessiz izini taşır. Ama insanın içinde biriken “ah” bir ciltle ölçülemez; her nefes, her gecenin sessizliği, her unutulmuş umut bir sayfa daha ekler. Zaman geçtikçe o “ah” büyür, genişler ve kendine yeten bir külliyat oluşturur.
Yalnızca gözle görünen yasalar değil, insanın yüreği de bu ciltleri taşır; iç çekişler, hatırlanmayan sözler, pişmanlıklar… Hepsi sayfalarda yerini alır. Ve belki de en zor olan, bir “ah”ın ağırlığını taşımaktır. Sığdırmaya çalışsak da her cilt eksik kalır; her cilt, yaşanmışlığa sessiz bir tanık olur. İnsan ister unutmak ister hatırlamak, “ah” her zaman kendini gösterir; bazen gözyaşında, bazen sessiz bir gülümsemede. Kaç cilt sığar bilinmez ama her bir “ah”, bir yaşamın derinliğini ve insanın kırılganlığını anlatır.
Ve işte asıl gerçek: Bir “ah”, hiçbir cetvelin ölçemeyeceği, hiçbir sayfanın tamamlayamayacağı kadar geniştir; insanın yüreğinde, hatırladıkça çoğalan ve her yeni gün yeniden yazılan bir külliyat gibidir. Belki ciltler dolusu kitap da yetmez, belki kelimeler tükenir ama her “ah”, yaşamın kırılganlığını, acısını ve sessiz gücünü fısıldamaya devam eder.
Ezgi Uysal
Göl Anadolu Lisesi
