Serap Oruç

Asım'ın Nesli Kastamonu'dan Sesleniyor: Ecdada Mektup

Serap Oruç

Kastamonu Valiliği ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün düzenlediği “Atatürk ve İstiklal Yolu Yürüyüşü / Ecdada Mektup” yarışmasında il birincisi olan Hüma Hatun Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Cemre Mesture Yüksel, kaleminin gücüyle hepimizin göğsünü kabarttı.

Kızımızın Millî Mücadele ruhunu, maneviyatı ve Akif Dedesi'ne olan bağlılığını ilmek ilmek işlediği, o ödüllü köşe yazısı:

T.C. Kastamonu Valiliği / Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü "Ecdada Mektup" Yarışması İl Birincisi Metni:

"Bu Cuma Millî Mücadele yıllarında vaaz verdiğiniz Kastamonu Nasrullah Camisi’nde ikindi namazını eda ettim, vechininizi sürdüğünüz secdeyi düşündüm, iman ne diye kafamın içini bir uçtan bir uca arşınladım.

İman; dört harfli, iki heceli. Hemen çıkıveriyor ağızdan. Uğruna milyonlarca insanın son nefesini verdiği yola teslim olanların dostu. Orduları kapı gibi çekmiş Çanakkale’ye, mermileri yükletmiş kağnılara, seni kapatmış Taceddin Dergahı’na bu eminlik, bu iman. Tüylerim ürperdi bu görkem kanımı kaynatırken. Peki ya iman bir ilim miydi sadece? Amele yansıtmak için ilmi iman yetmez miydi? Yeterdi elbet. İnanmak, kalpten inanmak.

Değerli Büyüğüm,

Ne zaman fedakarlıktan bahsetsem, Safahat eserinizden mısralarınız geliyor zihnime. Sonra güzel bakmayı, güzele bakmayı en sonunda da güzelin kendisi olmayı öğreten siz beliriyorsunuz zihnimde. Ve diyorum ki insan kendisini görmeyi bırakmalı feda edebilmek için. Sudaki yansıma seni değil içinde dolaşan minik balıkları, onların yaşamının göz yaşartıcı kırılganlığı göstermeli. Kendinden önce başkalarına yetişebilme ateşiyle dolmak zaten sizinkisi.

Size bir sualim var, ben ne yapabilirim dünyamızı sarmış zulüm buhranına karşı? Biraz araştırdıktan sonra görüyorum ki siz zaten ömrünüzü zulme karşı çelik zırhlı duvar etmişsiniz..

“Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.”

Bu dizeler ne de çok şey anlatıyor isteyene. Bir duvar gibi set çekmiş işgalci zihinlere her kelime. İşte benim ecdadım dediğim, her gün âtiye koyacağım tuğlaları tarttığım terazi sizlersiniz. Yine aynı sizin söylediğiniz gibi:

“Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!…

-Boğamazsın ki!

-Hiç olmazsa yanımdan koğârım!”

Öyle bir duruş ki sizinki! Bana ümmetin kalbini tek ritimle çarptıran, alemlere rahmet Peygamberimizin bir sözünü hatırlatıyor: “Sizden biriniz bir kötülük gördüğü zaman onu eliyle (değiştirsin) düzeltsin, buna güç yetiremezse diliyle (değiştirsin) düzeltsin. Buna da gücü yetmezse, kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın asgarî gereğidir.” (Müslim, iman, 78)

Tüm bu benzerlikler beni tek bir bitiş noktasına çıkarıyor. Siz, ben ve benden sonrakiler; hepimiz aynı geleneğin, aynı pınarın çocuklarıyız. Ama o pınar kurudukça kurudu kıldan ince bir su yolu yalnız. Ümmet zayıflıktan kaburgaları sayılan, çırpı kollarını omuzlarına sarmış bir child gibi bekliyor. Akbabasıyla bakışıyor, sonunun fragmanına bakar gibi. Yeni yüzyıl yeni çözümler gerektirir diyor feylesoflar. Bakmayın maziye artık yok o insanların keder ve mutlulukları, bilemez onlar şimdinin acılarını, sıkıntılarını diye sayıklıyor herkes. Ben inanmıyorum onlara çünkü değişmedi bizim davamız. Her sabah uyandığında aynı hayale ağlayan insanlar farklı âlemlerin mi olacakmış? Şaşarım!

Gittiğimiz yol çetin ve engebeli oldu her zaman biliyorum. Geçiyor tüm dünya yanımızdan yöremizden uzaklara son model gemileriyle. Biz insan toplama meşgalesindeyken, “Almayın daha fazlasını, batacağız” diyenler uğulduyor kulaklarımızda. Anlamıyorlar ki bizim gemimiz bir kayık, anca gider kürekle ileriye. Daha fazla kürek çeviren olacak ki kavuşacağız istiklale.

Umutsuz bir haykırış değil benimkisi, sadece hadiseye muvaffakiyet. Binaenaleyh sizin de aynı çileden geçtiğinizi görüyorum, kavrıyorum tüm benliğimle. Etrafınız hak sandıkları için, haksızlığa tapanlarla dolmuşken çıkıp “Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.” diyen pak yüzünüz capcanlı karşımda adeta. Soyu tükenesi çakal sürüleri altın lâleye taam olmuşken başını eğdirmeyen de sizdiniz, istiklale aşık çocuklar yetiştiren de.

O yüzden ben de bugün aldırmadan geçemiyorum zulme, iki yüzlülüğe ve haksızlığa. Tek vücut olmuşum dava ile kanıyor her tarafım en ufak cerhle bile. Bugün daha cenmilini istiyorsam sizin emellerinizin hasadı bizimki. Artık cevabımı aldım ve başım dik. Alkış tutulmamalı şaklabanlara biliyorum. Bastığım toprak şühedanın, gök hilalin olduktan sonra kim durabilir zaten karşımızda.

Ben sussam, kapatsam gözümü bu şehir kaldırmaz beni. Kastamonu: maneviyatın dört direğinden biri, selamlıyor sizi Mehmed Âkif. Senin er soyun kaç haneyi kavî kollarıyla yaşattı. Karaçomak coşuyor üzerine gerilmiş al bayrakla her bahar, her bayram. Kuşlar şakıyor “Yarabbî, bereket geldi yine cömert şiirlerle şehrimize.” diye.

Ben bu mektubu yazıyorum, parmaklarım yağ gibi kayıyor klavyede. Bu ne doğal ne içten bir bağlantı diye geçiriyorum içimden. Gerçekten öyle. Bayramın neşeli, İslam’ın prangasız ve childların mutlu olması kadar doğal sizin benim ceddim olmanız.

Kuvvetle dolduruyor içimi artık is tüttüren mumların ışığında yazılmış, mürekkebe doymuş sayfalarınız. Altın kafesi kabul etmeyen elmas yüreklerin izleri artık her tarafımda, gözüm açılmış ve izliyorum etrafı huşuyla.

Biliyor musunuz gericilik diye bir şey dolanıyor insanların ağızlarında. Ah bir bilseler bazıları zamanın oğlu değil de babasıdır. Bazen dönemin şartlarına boyun eğmeyen insanlara doğru gerilemek en aziz ilericiliktir. Siz de öyle birisiniz Âkif Dedem.

Zulmün kol gezdiği topraklarda, sizin sözleriniz ve fikirleriniz kesecekse zalimin başını, Asım'ın Nesli olacaksa istikbalin insanları, her lehçede olmaya hazırım ben mazlumun yoldaşı.

Biliyor musunuz, milyonlarca genç mirasınızı takibe hazır. Aynı sizin, Şerife Bacı’nın; ilk silah fabrikamızın kurucusu, Bakü kahramanı Nuri Killigil Paşa’nın, ilk uçağımızı uçuran Nuri Demirağ’ın, Kutsal kitabımızın Türkçe tercümesi bayrağını senden devralarak tamamlayan büyük müfessirimiz Elmalılı Hamdi Yazır’ın maddi ve manevi kalkınma yolculuklarını beraberce omuzlarımızda taşıdığımız gibi.

Bir eli yağda bir eli balda olanlar, mazlum coğrafyalarımıza dikmiş timsah gözlerini. Uzatıyor ellerini namahremimize. Anlattım size ahvalimizi ama zaman dövünme zamanı değil elbet. O yüzden bu mektubu yazarken siz ne yapardınız diye düşündüm. Kastamonu’yu son kez görebilseniz, bir kahvemi içebilseydiniz size şunu derdim: Kastamonulu torununuz bu yola koydu başını; Sivaslı Aliler, Erzurumlu Ayşeler de var tanışmanızı istediğim. Hepsi tek bir şey söylüyor: Ecdad sağolsun. Daha bıyığı terlememiş dedesi cephede şehit düşmüş bu çocukların, çeyiz yapılacak kumaşı bir askere yama olmuş kızların toprağı burası.

Değerli Büyüğüm,

Mektubuma burada son verirken mücadelenin bitmediğini Asım’ın neslinin de yenilmediğini arz ederim. Kastamonu’dan selam ve dua ile. Zulmü alkışlamayan tüm yüreklere… "

Okuduğumuz üzere Kastamonu’nun manevi ikliminden süzülen bu vakur nida; şanlı geçmişimizin ruhunu bugünün genç dirayetiyle buluşturan harika bir şuurun ve asaletin vesikasıdır. Asım’ın neslinin susmadığını, aksine zamana meydan okuyan bir gürlükle haykırdığı  satırlar hepimizin göğsünü kabarttı. Bize düşen, Cemre kızımızın satırlarına sinen bu kutlu şahitliği, o özgün edebi dokusunu incitmeden köşemizde aziz bir emanet gibi taşımaktır. Kaleminin bereketi daim olsun yürekli kızımız!

Kelamın bittiği yerde amelin başladığına inanan bu asil ruh, köklü bir çınarın dalları gibi şimdi de sınırları aşan bir iyilik köprüsü kuruyor. Yazımızın nihayetinde, Cemre'lerin yetiştiği bu mübarek irfan ocağının insanlık adına attığı umut dolu adıma, yüreklere su serpecek davete köşemizde yer ayırmaktan şeref duyuyoruz:

HÜMA HATUN KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ

AFRİKA'DA SU KUYUSU İÇİN KERMES

Bir Damla İyilik, BİR ÖMRE VESİLE

İyiliği paylaş, susuzluğa çare ol! Birlikte iyilik, birlikte umut.

Senin katkın, onlar için hayat olsun.

BİR KUYU BİR HAYAT

SENİN DE İYİLİĞİN AKSIN

KERMESİMİZE BEKLİYORUZ!

BİRLİKTE İYİLİK, BİRLİKTE UMUT

Etkinlik Bilgileri:

TARİH: 18/06/2026

SAAT: 11:30

YER: Hüma Hatun Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi

Dipnot:

İyilik, insanın içindeki su gibidir; aktıkça arınır, aktıkça hayat verir. Saygılar.

Asım'ın Nesli Kastamonu'dan Sesleniyor: Ecdada Mektup

 

Yazarın Diğer Yazıları