Serap Oruç

Konuşurken Bir Zambağa 'Siz' Diyordu

Serap Oruç

İran şiirinin derin hisli şairi Sohrab Sepehri’nin zarif bir sözü vardır. Ne zaman insanın doğayla, eşyayla ve nihayetinde bir başka insanla kurduğu bağın sığlaştığını fark etsem, düşer zihnime:

“Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa ‘Siz’ diyordu...”

Bir zambağa, kendi halindeki bir bitkiye “Siz” diye hitap edebilmek... İlk bakışta şairane bir abartı ya da hoş bir söz gibi gelebilir. Ancak bu, dünyadaki her varlığın bir haysiyeti, bir dili ve göğe doğru uzanan gizli bir ruhu olduğunu idrak etme hâlidir.

Bir zambağın önünde eğilip ona hürmetle seslenmek de işte bunun neticesidir. İnsanın kendi devasa egosundan sıyrılması, varoluşun o muazzam dengesi karşısında kibrini bir kenara bırakmasıdır bu davranış.

Şimdi bu inceliğin eşiğinde duralım ve kendimize şu soruyu soralım: Bir zambağa “Siz” diyecek kadar şeffaf bir yüreğe sahip olan bir kişi, gökten süzülen yağmuru sadece birkaç mililitrelik su damlacıklarından ibaret görebilir mi? Şüphesiz ki göremez.

Onun dünyasında yağmur, yalnızca toprağı ıslatan meteorolojik bir doğa olayı değildir. Yağmur; yeryüzünün susuzluğuna verilmiş köklü bir sözdür, gökyüzünün toprağa sarılışıdır, kırılmış bir dalın tesellisi ve kirlenmiş dünyayı arındıran bir merhamet vesilesidir. Yağmuru sadece "su damlası" olarak gören zihin, maddeye sıkışmış, rakamlara ve ölçülere teslim olmuş, ruhun derinliğini kaybetmiş zihindir. Ancak zambağın inceliğini fark eden biri, tek bir yağmur damlasında bütün bir kâinatın gözyaşını, bereketini ve mucizesini okur.

Zirâ, böylesine derin bir bakışın, böylesine hassas bir kalbin sahibi; sevgiyi vefasızlıkla, emeksizlikle taçlandırabilir mi?

İşte asıl önemli nokta burası. Bir zambakla konuşurken bile "Siz" nezaketini gösteren bir ruh, bir insanın kalbine değdiğinde orayı çiğnemekten, incitmekten korkar. Sevgi, onun için anlık bir heves, tüketilip atılacak bir duygu ya da konforlu bir sığınak değildir. Sevgi; korunup gözetilen, ilmek ilmek emekle işlenen, gözünden sakınılan kutsal bir emanettir.

Vefa; o insan için bir zorunluluk değil, olmazsa olmazdır. Çünkü bilir ki, emek verilmeyen hiçbir duygu kök salamaz. Emeksiz sevgi; vitrine koyulmuş plastik, kokusuz, cansız bir çiçekten farksızdır.

Ne yazık ki günümüz dünyası, zambaklara "Siz" demeyi unutanların çoğaldığı bir yer haline geldi. Sevginin, vefanın "safsatalık", emeğin ise "zaman kaybı" olarak tanımlandığı bu yüzeysel çağda; Sepehri’nin işaret ettiği o zarif insan olmaya ve o zarif insanlarla karşılaşmaya, onlarla yoldaş olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Sokakta yürürken bir ağacın gölgesine teşekkür eden, gökten düşen her damlaya şükürle bakabilen ve bir insanın kalbine dokunurken bir zambağa söylenmiş o sessiz "Siz" hürmetini taşıyan insanlardır dünyayı hâlâ yaşanılır kılan.

Eğer bir gün sevgiyi emeksizlikle, yarım yamalak hislerle taçlandırmaya kalkarsak, bilelim ki sadece karşıdakini değil, içimizdeki o şairin nezaketini de katletmiş oluruz. Kalbimizin kuraklaşmasına izin vermemek, gökten düşen her damlada bir anlam bulmak ve sevdiklerimize bir zambağa gösterilen o narin hürmeti gösterebilmek dileğiyle.

Saygılar.

Konuşurken Bir Zambağa 'Siz' Diyordu

Yazarın Diğer Yazıları