Zamanın Ötesine Geçebilmek
Serap Oruç
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün iş birliğiyle hazırlanan Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi, 02–03 Mart 2026 tarihlerinde 99 nadide eseri Kastamonu halkının ziyaretine sundu. Sergiyi ziyaret edebilenler eminim ki adeta büyülendi. Kıymetli eserlerin arasında dolaşma fırsatı bulanlar, hayatın ve gündemin keşmekeşine kısa bir mola verdiğini; ruhunun hafiflediğini, kalbinin sükûna erdiğini hissetti. Günlük telaşların, bitmeyen koşuşturmanın ve zihni yoran gürültünün içinde insanın ruhuna değen böyle anlar o kadar az ki…
99 kıymetli eserin her birini seyrederken insanın birden dünyanın hesabı, kitabı, kavgası unutuluveriyor. Benim için bu kıymetli eserlerin arasında bir tanesi vardı ki beni adeta kendisine hayran bıraktı. Eser, inancın, sabrın, estetiğin ve kutsalın sanata bürünmüş hâliydi. Kıymetli eseri seyrettikçe içinde bulunduğum zamanın dışına göç ettiğimi hissettim. Sanki o levhanın karşısında durdukça zaman benim için yavaşladı ve beni iç dünyama doğru sessiz bir yolculuğa çıkardı. Sadece gözlerime değil, kalbime de hitap etti. Dünya ve telaşelerim kocaman bir hiç oluverdi.
Bu kıymetli eserin sanatkârı, hattat Şeyh Muhammed Selim-ül Kadiri’dir. H.1298 (M.1880) – H.1305 (M.1887). Şeyh Muhammed Selim-ül Kadiri tarafından yazılan hat levhası, rik’a girift sülüs yazı ile açık renk zemine sarı yaldızla yazılmış olup üzerine bütün Kur’an yazılmış ve yedi yılda tamamlanmıştır.
Yedi yılda… Bu levhaya yalnızca mürekkeple dokunulmamış, sabırla da dokunulmuştur. Her bir harfi sabırla yazılmış, her bir detayı emekle şekillendirilmiştir. Günümüzde artık bir dakikaya bile tahammülü azalan insan için yedi yıl boyunca işlenerek, tane tane yazılan bir sanat eseri başlı başına bir tefekkür vesilesi değil de ne olabilir ki?
Levha üzerine kırmızı ve mavi ile yazılmış yazılar vardır. Levhanın ortasında karşılıklı çifte vav harfleri levhanın kompozisyonunu oluşturmaktadır. Vav harflerinin üzerinde tarikat tacına benzeyen bir taç bulunmaktadır. Bütün şekillerin içi yazı ile doldurulmuştur. Süslemelerde renkli olarak gül demeti, gül dalı ve vazolar kullanılmıştır. Bu incelikli süslemeler, eserin yalnızca yazıdan ibaret olmadığını; aynı zamanda bir estetik anlayışının ve zarafet geleneğinin ürünü olduğunu da göstermektedir.
Sanatın, estetiğin ve mananın böylesine incelikle bir araya geldiği bu eser yalnızca bir levha değil; aynı zamanda bir düşünce ve bir ruh terbiyesi vesilesidir.
Zira Vav kompozisyonlu hat levhası bana ruhsal olgunluğu hatırlattı. İnsan için en gerekli temel becerilerden biri olan sabrı hatırlattı ve sabrın sonundaki zarafeti anlamamı sağladı. Güzellik, biz sabırla ve dikkatle baktığımızda görünür ve kendisini bize açar. Aceleyle bakıldığında görülmeyen incelikler, sabırla bakıldığında birer birer kendisini gösterir.
Bu eser vesilesiyle insan kendini ölçüyor; kendi sabrını, kendi dikkatini ve kendi derinliğini sorguluyor. Yedi yılda yazıldığı belirtilen bir eserin karşısında insan, kendi aceleciliğini; bilmediğini, bulamadığını, olamadığını ve gerçek bir değer üretemediğini fark ediyor.
Sürekli koşuşturan, geç kalmışlık duygusuyla yaşayan, yetiştirememe kaygısıyla bir yerlere ve birilerine yetişmeye çabalayan bizler bu eserden biraz ders alabilsek… Kalbimizi fark edebilsek; biraz dursak, baksak ve anlamaya çalışsak… Sabırsızlığı ve hızı erdem sandığımız, kendimizden başka her şey olduğumuz bu zamanda buna fazlaca ihtiyacımız var sanıyorum.
Başarmak, ardından geleceklere ilham olacak eserler bırakmak değilse çok da anlamlı değil gibi. İnsan ömrü kısa; ancak ardında bıraktığı kıymetli eserler varsa, insan dünyadan ayrıldığında geriye kalan şeyin bu eserler olduğunu düşünüyorum. Evvel zamanlarda sabırla tamamlanmış bir levha bugün hâlâ bir insanın bile ruhuna dokunabiliyorsa, demek ki gerçek eser zamanın ötesine geçebilen eserdir.
Eser bana sabrı sabırdan öğrenmeyi anlattı. Kişisel bir eğitim için onu seyretmek kâfiydi. Bazen insan bir kitabı okuyarak ya da bir insandan dinleyerek değil; bir sanat eserinin karşısında durup dikkatle seyrederek de çok şey öğrenebilir. Bir levha, şu gürültülü dünyada insana çok şey söyleyebilir.
Dilerim ki bizler de hızın ve gürültünün içinde kaybolanlardan değil; sabrı bilenlerden, emeği önemseyenlerden ve ardında anlamlı izler bırakabilen kullardan olabilelim.
Sabrı ve Hakk’ı zamanın çok ötesine taşıyabilen o kıymetli kullardan olmayı diliyorum hepimiz için.
Saygılar.